Дізнайтеся, як використовувати kapının у реченні турецька. Понад 100 ретельно відібраних прикладів.
Çocuk, kapının arkasına saklandı.
Translate from турецька to англійська
Kapının önünde genç bir adam şarkı söylüyor.
Translate from турецька to англійська
Kapının kapandığını duydum.
Translate from турецька to англійська
Ben anahtarı almış olsaydım, kapının arkasında duruyor olmazdım.
Translate from турецька to англійська
Evden ayrılmadan önce kapının kilitli olduğunu görün.
Translate from турецька to англійська
O, kapının arkasında kendini sakladı.
Translate from турецька to англійська
Birkaç kız kapının yanında duruyor.
Translate from турецька to англійська
O, kapının niçin açık olduğunu açıklıyor.
Translate from турецька to англійська
Tom kapının arkasında saklanıyordu.
Translate from турецька to англійська
Tom ön kapının çarptığını duydu.
Translate from турецька to англійська
Tom kapının arkasına bile baktı.
Translate from турецька to англійська
Kapının tam iç tarafında bir köpek buldum.
Translate from турецька to англійська
Kapının yanında duran bayan ünlü bir şarkıcıdır.
Translate from турецька to англійська
Tom şemsiyesini kapattı ve onu kapının yanındaki şemsiye rafına koydu.
Translate from турецька to англійська
Kapının kilidini açın.
Translate from турецька to англійська
Ben kapının açıldığını duydum.
Translate from турецька to англійська
Biz kapının kapandığını duyduk.
Translate from турецька to англійська
Tom kapının arkasında saklandı.
Translate from турецька to англійська
Bu kapının boyanmaya ihtiyacı var.
Translate from турецька to англійська
Kapının yanında bir köpek var.
Translate from турецька to англійська
O, onu kapının arkasına sakladı.
Translate from турецька to англійська
O, kapının önünde.
Translate from турецька to англійська
O, kapının yanında bir köpek gördü.
Translate from турецька to англійська
Ön kapının çarptığını duydum.
Translate from турецька to англійська
Arabamı kapının yanına park ettim.
Translate from турецька to англійська
Tom kapının dışında bekledi.
Translate from турецька to англійська
Tom ön kapının kilidini açtı.
Translate from турецька to англійська
Kapının yanında bir erkek çocuk var.
Translate from турецька to англійська
Tom Mary'yi kapının dışına itti.
Translate from турецька to англійська
Kapının yanındaki bisiklet benimdir.
Translate from турецька to англійська
O, kapının arkasında duruyordu.
Translate from турецька to англійська
O, kapının yanında çömeldi.
Translate from турецька to англійська
Köpeğimi beslerken, kapının açık bırakıldığını fark ettim.
Translate from турецька to англійська
Kapının anahtarını aradı.
Translate from турецька to англійська
Kapının arkasından bir adam çıktı.
Translate from турецька to англійська
Tom Mary'nin bebeğini kapının arkasına sakladı.
Translate from турецька to англійська
Köpeği kapının arkasından çıktı.
Translate from турецька to англійська
Kapının açılmasını bekliyorlardı.
Translate from турецька to англійська
Bu kapının nasıl açılacağını bilir.
Translate from турецька to англійська
Lütfen kapının kilitli olduğundan emin olun.
Translate from турецька to англійська
Kapının yanında duran genç benim erkek kardeşimdir.
Translate from турецька to англійська
Kapının çaldığını duydum. Git ve kim olduğuna bak.
Translate from турецька to англійська
Kapının yanındaki o adamla odanın diğer tarafındaki pencerenin yanında duran o kadının fotoğrafik hafızası var.
Translate from турецька to англійська
Anahtarları kapının önüne koydum.
Translate from турецька to англійська
Tom kapının zincirini çözdü.
Translate from турецька to англійська
Ceketini kapının yanındaki askıya as.
Translate from турецька to англійська
Otomatik kapılar şimdiki durumundan daha akıllıca kontrol edilebilmektedir.Yakın zamanda geliştirilmiş kontrol sistemi sadece birisi kapıya gerçekten yaklaştığı zaman kapıyı açar.Eğer biri sadece kapının önünde duruyorsa ya da önünden geçiyorsa kapı kapalı kalacaktır.
Tom'a çok benzeyen birisi kapının yanında dikiliyor.
Kapının kilidini açtılar.
Ön kapının anahtarıyla bir sorunu vardı.
Gitmeden önce kapının kilitli olduğundan emin ol.
Tom kapının kilidini açtı ve onu açtı.
Tom kapı camını kırdı, içeriye girdi, kapının kilidini açtı ve arabaya bindi.
Tom kapının yanında duruyordu.
Tom kapının yanındaki masalardan birinde yalnız oturuyordu.
Tom kapının yanındaki duvara dayanıyordu.
Tom kapının kilidini açtı.
Tom bir su şişesinden su içerek kapının yanında durdu.
Tom kapının mandalını açmaya çalışmak için açıklıktan çite ulaştı.
Tom muhtemelen tam ön kapının dışında.
Tom kapının kilidini açamadı.
Tom tam kapının önünde duruyordu.
Tom odaya girmeden önce bir an kapının önünde durdu.
Tom kapının açık olduğunu fark etti.
Tom kapının kilitli olmadığını fark etti.
Kapının önünde bir paspas vardı.
Tom kendini kapının arkasına sakladı.
Kapının arkasından tuhaf bir ses duyuldu.
Tom kapının yanındaki sınıfın arkasında oturmayı seviyor.
O, beni kapının önüne koydu.
Tom kapının dışında dikiliyor.
Tom kapının yanında duruyor.
İkinci ayna kapının yanına asıldı.
Kapının önünde senin için bekliyorlar.
Hadi gel içeri. Paranı al ve çıktıktan sonra kapının kapandığından emin ol.
Bu kapının ardında seni hangi parlak umutlar bekliyor? Hiç!
Beni en çok şaşırtan kapının açık olmasıydı.
Tom'un sırt çantası kapının yanında.
Kapının neden açık olduğunu bilmiyorum.
Tom Mary'nin kapının arkasında saklandığını gördü.
Kapının yanında üç valiz var.
O kapının yanındaydı.
Tom, kapının vurulduğunu duydu ve açmak üzere kapıya doğru yürüdü.
O, kapının önünde duruyor.
Birisi kapının önünde duruyor.
Kapının önünde seni bekliyorlar.
Bir genç adam kapının önünde şarkı söylüyor.
Tom kapının yanında duran adamın kim olduğunu merak ediyordu.
Tom kendine kapının yanında bir koltuk buldu.
Kapının önünde seni bekliyorum.
Henüz ana kapının önünde herhangi biri yok.
Saat 2.30'da ana kapının önünden beni al.
Tom kapının arkasında eğildi.
Ceketimi kapının arkasına asacağım.
Kapının üzerinde büyük bir altın yıldız vardı.
Tom arka kapının hemen dışında eski bir sikke buldu.
Tom Mary için kapının kilidini açtı.
Tom kapının dışında ayak sesleri duydu.
Tom kapının dışında duruyor.
Tom kapının yanında çömeldi.