Дізнайтеся, як використовувати nuh у реченні турецька. Понад 25 ретельно відібраних прикладів.
Ben atalarımın kim olduğunu bilmiyorum. Bizim evraklar Nuh Tufanı sırasında kayboldu.
Translate from турецька to англійська
Nuh peygamber hayvanları birbirlerini yemekten nasıl uzak tuttu?
Translate from турецька to англійська
Lemek yüz seksen iki yaşındayken bir oğlu oldu. "RAB'bin lanetlediği bu toprak yüzünden çektiğimiz eziyeti, harcadığımız emeği bu çocuk hafifletip bizi rahatlatacak" diyerek çocuğa Nuh adını verdi.
Translate from турецька to англійська
Nuh beş yüz yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham ve Yafet adlı oğulları doğdu.
Translate from турецька to англійська
Ama Nuh RAB'bin gözünde lütuf buldu.
Translate from турецька to англійська
Nuh'un öyküsü şuydu: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.
Translate from турецька to англійська
Nuh, Tanrı'nın bütün buyruklarını yerine getirdi.
Translate from турецька to англійська
Nuh RAB'bin bütün buyruklarını yerine getirdi.
Translate from турецька to англійська
Yeryüzünde tufan koptuğu zaman Nuh altı yüz yaşındaydı.
Translate from турецька to англійська
Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.
Translate from турецька to англійська
Nuh altı yüz yaşındayken, o yılın ikinci ayının on yedinci günü enginlerin bütün kaynakları fışkırdı, göklerin kapakları açıldı.
Translate from турецька to англійська
Nuh, oğulları Sam, Ham ve Yafet, Nuh'un karısı ve üç gelini tam o gün gemiye bindiler.
Translate from турецька to англійська
Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı. Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar dönmedi, uçup durdu.
Translate from турецька to англійська
Bunun üzerine Nuh suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamak için güvercini gönderdi.
Translate from турецька to англійська
Güvercin konacak bir yer bulamadı, çünkü her yer suyla kaplıydı. Gemiye, Nuh'un yanına döndü. Nuh uzanıp güvercini tuttu ve gemiye, yanına aldı.
Translate from турецька to англійська
Güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin yaprağıyla akşamleyin geri döndü. O zaman Nuh suların yeryüzünden çekilmiş olduğunu anladı.
Translate from турецька to англійська
Nuh altı yüz bir yaşındayken, birinci ayın birinde yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü.
Translate from турецька to англійська
Nuh karısı, oğulları ve gelinleriyle birlikte gemiden çıktı.
Translate from турецька to англійська
Nuh RAB'be bir sunak yaptı. Orada temiz sayılan hayvanların ve kuşların hepsinden yakmalık sunular sundu.
Translate from турецька to англійська
Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti. Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı.
Translate from турецька to англійська
Nuh ayıldığında küçük oğlunun ne yaptığını anladı ve şöyle dedi: "Kenan'a lanet olsun, köleler kölesi olsun kardeşlerine."
Translate from турецька to англійська
Nuh tufandan sonra üç yüz elli yıl daha yaşadı. Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.
Translate from турецька to англійська
Sen Ali'yi tanımıyorsun. Nuh der, peygamber demez.
Translate from турецька to англійська
Ancak yetkililer Nuh deyip peygamber demiyorlar.
Translate from турецька to англійська
Nuh Nebi'den kalma birkaç disketin içinde ne olduğunu merak edip USB disket okuyucu aldı.
Translate from турецька to англійська