Дізнайтеся, як використовувати pazartesi у реченні турецька. Понад 100 ретельно відібраних прикладів.
Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.
Translate from турецька to англійська
Bugün pazartesi.
Translate from турецька to англійська
Geçen pazartesi balık tutmaya gittim.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi günleri çoğunlukla okula geç kalır.
Translate from турецька to англійська
Pazardan sonra pazartesi gelir.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi gününe kadar burada olacağım.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi günü raporunu bana teslim etmelisin.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi hariç herhangi bir gün olur.
Translate from турецька to англійська
Bugün Pazartesi ve yarın Salı olacak.
Translate from турецька to англійська
Almanca dersleri haftada iki kez yapılmaktadır- Pazartesi ve Çarşamba günleri.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi ve Cuma günleri İngilizce çalışırım.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi onu göreceğimi umuyorum.
Translate from турецька to англійська
Deniz Günü, temmuz ayının üçüncü pazartesi günü kutlanan, Japonya'nın ulusal bayramlarından biridir.
Translate from турецька to англійська
Her hafta Pazartesi ve Salı günleri piyano eğitimi, Çarşamba ve Cuma günleri dans.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi günleri çalışmıyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom geçen Pazartesi çalışmadı.
Translate from турецька to англійська
Tom pazartesi geldi ve ertesi gün geri döndü.
Translate from турецька to англійська
Popüler hasat şenliği bu yıl pazartesi günü mü?
Translate from турецька to англійська
Onun planı pazartesi günü başlamaktı.
Translate from турецька to англійська
Tom pazartesi geldi ve ertesi gün geri gitti.
Translate from турецька to англійська
Sizden üç yüz dolar ödünç alıp alamayacağımı merak ediyordum. Gelecek pazartesi size geri ödeyebilirim.
Translate from турецька to англійська
Bu yıl Kültür Günü pazartesi gününe rastlıyor.
Translate from турецька to англійська
Tom Pazartesi öğleden sonraları genellikle çalışmak zorunda değildir.
Translate from турецька to англійська
Tom ve Mary pazartesi günü akşam yemeğini pişirdiler.
Translate from турецька to англійська
Tom pazartesi günü nadiren dışarı çıkar.
Translate from турецька to англійська
Tom geçen pazartesi girdiği sınavı geçti.
Translate from турецька to англійська
Tom'un önümüzdeki Pazartesi gününden önce vereceği önemli bir kararı var.
Translate from турецька to англійська
Tom gelecek Pazartesi için bir toplantı belirledi.
Translate from турецька to англійська
Fred pazartesi günü Avrupa'ya gidiyor.
Translate from турецька to англійська
Mike Pazartesi basketbol çalışmaz.
Translate from турецька to англійська
Tom pazartesi günü geldi ve ertesi gün eve geri gitti.
Translate from турецька to англійська
Tom pazartesi günleri çalışmak zorunda değildir.
Translate from турецька to англійська
Bugün Pazartesi.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi iyi değil.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi benim en yoğun günümdür.
Translate from турецька to англійська
Önümüzdeki Pazartesi bizi tekrar deneyin.
Translate from турецька to англійська
Gelecek Pazartesi okul başlar.
Translate from турецька to англійська
Raporların önümüzdeki Pazartesi vadesi doluyor.
Translate from турецька to англійська
Onu pazartesi günü görmeyi planlıyorum.
Translate from турецька to англійська
Onu Pazartesi öğleden sonra yapalım.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi günü ev ödevini teslim et.
Translate from турецька to англійська
Gelecek Pazartesi dönmeyi umuyorum.
Translate from турецька to англійська
O, Pazartesi günleri her zaman evdedir.
Translate from турецька to англійська
O, Pazartesi günleri buraya gelirdi.
O, geçen Pazartesi onunla birlikte alışverişe gitti.
Pazar günü çalıştım, bu yüzden pazartesi izin aldım.
Mağaza Pazartesi günleri kapalıdır.
O, pazartesi günü Newyork'a gitti.
Pazartesi günleri her zaman keyifsizim.
Ödev gelecek Pazartesi teslim edilecek.
Tom pazartesi günü Mary'yi görmeyi planlıyor.
Maalesef pazartesi günü gidemeyiz.
Müze pazartesi günü açık değil.
Pazartesi günü oradan ayrılmalısınız.
Önümüzdeki Pazartesi Narita'dan ayrılıyoruz.
Lütfen onu Pazartesi 10:00 a kadar iade edin.
Yaz tatili gelecek Pazartesi başlar.
Personel toplantısı pazartesi günü mü düzenlenir?
Tom'un pazartesi günü hiç dersi yok.
Ders pazartesi başlayacak.
Pazartesi günü San Fransisko'ya yelken açacağız.
Mümkünse, Pazartesi öğleden sonra gel.
Her Pazartesi çöpümüzü toplarlar.
Pazartesi günü kaç dersiniz var?
Pazartesi günü sana nasıl paten yapılacağını öğreteceğim.
Raporlarımızı pazartesi günü teslim etmeliyiz.
Gelecek Pazartesi bir İngilizce sınavı olacağız.
Gelecek Pazartesi onu mutlaka geri vereceğim.
Pazartesi günü ilk çocuğunu doğurdu.
Pazartesi ve Cumartesi sık sık okulu asar.
Amcam gelecek Pazartesi Amerika'dan dönecek.
En geç pazartesi sabahına kadar geri dönecek.
Bu mektup onun pazartesi geleceğini söylüyor.
Pazartesi akşamı en sevdiğin TV gösterimi hangisi?
Buraya her pazartesi gelirim.
On Mayıs öğleden sonra üçte, pazartesi gün beni Tokyo İstasyonunun Yaesu merkez kapısında karşılar mısın?
Sanırım projeyi pazartesi öğleden sonraya kadar tamamlayabilirim.
Geçen pazartesi seni Tom'la gördüm.
Tom'a pazartesi izin verdim.
Tom pazartesi günü ayrıldı.
Hâlâ pazartesi.
Pazartesi değil.
Bugün pazartesi mi?
Onu pazartesi yap.
Derginin son basımı gelecek pazartesi yayınlanacak.
Gelecek pazartesi ve salı art arda tatil.
Tom, pazartesi gitti.
Pazartesi, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar haftanın yedi günüdür.
Pazartesi görüşürüz.
Pazartesi istifa ediyorum.
Pazartesi neredesin?
Pazartesi nerede olacaksın?
Pazartesi izne çıkmalıyım.
Bugün pazartesi, değil mi?
Pazartesi günü işimi kaybettim.
Bugün pazartesi, bu yüzden pazartesi günü her zaman yaptığımı yapacağım.
Pazartesi günü işten sonra yemeğe gelmek ister misin?
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?
Pazartesi günü hiç boş vaktin var mı?
Pazartesi günü meşgul müsün?