Дізнайтеся, як використовувати sırtına у реченні турецька. Понад 13 ретельно відібраних прикладів.
O, bıçağı onun sırtına batırdı.
Translate from турецька to англійська
Onun sırtına masaj yaptı.
Translate from турецька to англійська
Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
Translate from турецька to англійська
Tom Mary'nin sırtına şaplak attı.
Translate from турецька to англійська
Tom sırtına hafifçe vurdu.
Translate from турецька to англійська
Bir ata binmeden önce, genellikle onun sırtına bir eyer koyarsın.
Translate from турецька to англійська
Sırtına özen göster.
Translate from турецька to англійська
Mary bir hayalet ya da ruhu sırtına dokunmuş gibi hissetti.
Translate from турецька to англійська
O, sırtına bir sıcak su şişesi koydu.
Translate from турецька to англійська
Mary Tom'un onun sırtına güneş losyonu çalmasını istedi.
Translate from турецька to англійська
Açlıktan karnı sırtına yapışmış.
Translate from турецька to англійська
Karnın sırtına yapışmış.
Translate from турецька to англійська
Arkadaşları Ali'nin sırtına "Beline kuvvet!" diye vurarak gerdek odasına gönderdiler.
Translate from турецька to англійська