Дізнайтеся, як використовувати saldırgan у реченні турецька. Понад 74 ретельно відібраних прикладів.
Onun saldırgan olduğunu herkes biliyordu.
Translate from турецька to англійська
Bill bir saldırgan tarafından öldürüldü.
Translate from турецька to англійська
O saldırgan.
Translate from турецька to англійська
O kadar saldırgan olmaktan vazgeçmelisiniz.
Translate from турецька to англійська
Kadınlara karşı tavrın saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Bana karşı saldırgan bir tavır takındı.
Translate from турецька to англійська
Tom son derece saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Tom saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Bu saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Saygısız, saldırgan ve nefret dolu cümleler yazmaktan kaçınmamız gerekir.
Translate from турецька to англійська
Mary çok kibirli ve saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Yaralı polis memuru ve saldırgan, ayrı ayrı ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.
Translate from турецька to англійська
Tom saldırgan görünüyor.
Translate from турецька to англійська
Tom çok saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Tom çok saldırgan, öyle değil mi?
Translate from турецька to англійська
Saldırgan bu mu?
Translate from турецька to англійська
O kadar saldırgan olma.
Translate from турецька to англійська
Tom'un saldırgan olduğunu düşünüyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom saldırgan bir kişi.
Translate from турецька to англійська
Tom oldukça saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Tom çok saldırgan değil.
Translate from турецька to англійська
Tom saldırgan, değil mi?
Translate from турецька to англійська
Tom gerçekten saldırgan, değil mi?
Translate from турецька to англійська
Tom oldukça saldırgan, değil mi?
Translate from турецька to англійська
Tom'un çok saldırgan olduğunu düşünüyorum.
Translate from турецька to англійська
Sanırım yeterince saldırgan değilim.
Translate from турецька to англійська
Dikkat et! Bu maymun saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Tom pasif saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Mary pasif saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Saldırgan bir eylem planına ihtiyacımız var.
Translate from турецька to англійська
Bu örümcek oldukça saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Onu saldırgan buluyorum.
Translate from турецька to англійська
Saldırgan kaçtı.
Translate from турецька to англійська
Saldırgan görünmek istemiyorum.
Translate from турецька to англійська
Saldırgan görünmek istemedim.
Translate from турецька to англійська
Neyin saldırgan olduğuna kim karar veriyor?
Translate from турецька to англійська
Benim saldırgan olduğumu düşündüğüne inanamıyorum.
Translate from турецька to англійська
Eğer istiyorsan biraz daha saldırgan olabilirim.
Translate from турецька to англійська
O, saldırgan bir biçimde anti-Amerikan'dır.
Translate from турецька to англійська
Dan bilinmeyen bir saldırgan tarafından öldürüldü.
Translate from турецька to англійська
Biz saldırgan olacağız.
Translate from турецька to англійська
Çok saldırgan olabileceğini düşünüyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom çok saldırgan oldu.
Translate from турецька to англійська
Tom'un saldırgan tarzını seviyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom hiç saldırgan değil.
Translate from турецька to англійська
Saldırgan olalım.
Translate from турецька to англійська
Sanırım daha saldırgan olman gerekiyor.
Translate from турецька to англійська
Yeterince saldırgan olduğumu sanmıyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom her zaman çok saldırgan.
Translate from турецька to англійська
Tom bir saldırgan tarafından öldürüldü.
Translate from турецька to англійська
Onu son derece saldırgan buldum.
Translate from турецька to англійська
Güney Amerika timsahı çok saldırgan bir hayvandır.
Translate from турецька to англійська
Daha saldırgan olmaya çalıştım.
Translate from турецька to англійська
Onu sadece saldırgan buldum.
Translate from турецька to англійська
Saldırgan kolayca kaçtı.
Saldırgan bir maske takıyordu.
O şaka saldırgan.
Leyla, Sami'yi saldırgan olmakla suçladı.
Leyla, kimliği belirsiz bir saldırgan tarafından vuruldu.
Onlar saldırgan davranıyorlardı.
Tom Mary'nin saldırgan olduğunu düşünüyor.
Tom muhtemelen saldırgan olacak.
Tom bana saldırgan olduğumu söyledi.
Tom saldırgan görünüyordu.
Tom çok saldırgan değildi.
Tom neden her zaman bu kadar saldırgan?
Tom eskisi kadar saldırgan değil.
Tom saldırgan ancak Mary değil.
Saldırgan Sami idi.
Tom'un bu kadar saldırgan olacağını düşünmemiştim.
Tom'un bu kadar saldırgan olacağını düşünmedim.
Tom'un saldırgan olduğunu biliyorum.
Saldırgan tutuklandı.
Göçmen kökenli bazı insanlar, aşağılık kompleksi ve kabul edilme arzusundan doğan sağlıksız ve saldırgan bir tutumla kendi kültürlerine karşı nefret besliyor.