Дізнайтеся, як використовувати tehlikeye у реченні турецька. Понад 71 ретельно відібраних прикладів.
Bu seni tehlikeye sokacaktır.
Translate from турецька to англійська
Askerler tehlikeye alışıktı.
Translate from турецька to англійська
O, tehlikeye maruz kaldı.
Translate from турецька to англійська
Askerler tehlikeye alışıktırlar.
Translate from турецька to англійська
Gemiyi tehlikeye karşı uyardılar.
Translate from турецька to англійська
O, kendini tehlikeye attı.
Translate from турецька to англійська
Şirketi tehlikeye sokmayın.
Translate from турецька to англійська
O, seni tehlikeye atar.
Translate from турецька to англійська
O, bilinçli olarak onu tehlikeye maruz bıraktı.
Translate from турецька to англійська
Tom kendini tehlikeye maruz bıraktı.
Translate from турецька to англійська
Bilerek onu tehlikeye maruz bıraktı.
Translate from турецька to англійська
Tehlikeye karşı kendimizi koruduk.
Translate from турецька to англійська
Onun güzelliği onu birçok tehlikeye maruz bıraktı.
Translate from турецька to англійська
Kendi canını tehlikeye atarak çocuğu kurtardı.
Translate from турецька to англійська
Beni tehlikeye atmak senin hoşuna gidiyor.
Translate from турецька to англійська
Dünya barışını tehlikeye soktunuz.
Translate from турецька to англійська
İç barış tehlikeye girer mi?
Translate from турецька to англійська
Her zaman birtakım tehlikeye maruz kalırız.
Translate from турецька to англійська
Onu tehlikeye atabileceğimizi sanmıyorum.
Translate from турецька to англійська
Tehlikeye girersen bunu kullan.
Translate from турецька to англійська
Hayatını benim için tehlikeye attın.
Translate from турецька to англійська
Her gece insanlar için hayatını tehlikeye atıyorsun.
Translate from турецька to англійська
Neden hayatını tehlikeye atıyorsun?
Translate from турецька to англійська
Neden hayatımızı tehlikeye atıyorsun?
Translate from турецька to англійська
Hayatını tehlikeye atan kişi ben olmayacağım.
Translate from турецька to англійська
Seni asla bir tehlikeye atmak istemedim.
Translate from турецька to англійська
Onun için yaşamımı tehlikeye attım.
Translate from турецька to англійська
Bunun için hayatlarını tehlikeye attılar.
Translate from турецька to англійська
Görev tehlikeye dönüştü.
Translate from турецька to англійська
Şehrimiz tehlikeye girdi.
Translate from турецька to англійська
Hak olan için dövüşmen, kendi hayatını bile tehlikeye atman gereken zamanlar var.
Translate from турецька to англійська
Kendimi tehlikeye atmak istemiyorum.
Translate from турецька to англійська
Dostluğumuzu tehlikeye atacak bir şey istemiyorum.
Translate from турецька to англійська
Ben tehlikeye uyandım.
Translate from турецька to англійська
Kurşun zehirlenmesi dünya genelinde milyonlarca çocuğun sağlığını tehlikeye atar.
Translate from турецька to англійська
Caddeyi dikkatsizce geçen biri kendini büyük tehlikeye atar.
Translate from турецька to англійська
Belki kendini tehlikeye atmamalısın.
Translate from турецька to англійська
Kendini tehlikeye atmanı isteyemem.
Translate from турецька to англійська
Birçok mülteci, Avrupa'ya ulaşmak için hayatlarını tehlikeye attı.
Translate from турецька to англійська
Onu başarmak için kendini tehlikeye atmak zorunda kalacaksın.
Translate from турецька to англійська
Bunu yaptırmak için kendini tehlikeye atmak zorundasın.
Translate from турецька to англійська
Tom kendini tehlikeye atıyor.
Translate from турецька to англійська
Tom benim her zaman kendimi tehlikeye atıyor olduğumu düşünür.
Translate from турецька to англійська
Sen hayatını tehlikeye atıyorsun.
Translate from турецька to англійська
Köpek tehlikeye uyandı.
Translate from турецька to англійська
Aptalca bir şey yüzünden hayatını tehlikeye atma.
Translate from турецька to англійська
Tom Mary'yi kurtarmaya gelmek için tereddüt etmedi, hatta kendi hayatını tehlikeye atarak.
Translate from турецька to англійська
İtfaiyeciler her zaman hayatlarını tehlikeye atarlar.
Terörü destekleyen Batılı ülkeler dünya barışını tehlikeye atmaktadırlar.
Mary Tom'la ilk tanıştığında bir erkek olarak kendini hiç kimse için tehlikeye atmayan bir insanla karşılaştı.
Biz kendimizi tehlikeye atarız.
Onun boş gururu cumhuriyeti tehlikeye attı.
Reşit olmayan birinin refahını tehlikeye düşürdüğünüz için tutuklusunuz.
İyi bir neden için hayatımı tehlikeye atardım.
Fadıl, Leyla'nın hayatını tehlikeye attı.
Umutsuzluk, hayatını tehlikeye atmasına neden oldu.
Sami, Leyla'nın hayatını tehlikeye attı.
Sami'nin polise çalışması onu ve Leyla'yı tehlikeye attı.
Kariyerimi senin için tehlikeye attım.
Tom hayatını tehlikeye atmamalıydı.
En ufak bir kaygı gözetmeksizin tehlikeye atılırdı.
Geçmişi görmezden gelirseniz geleceği tehlikeye atarsınız.
Tehlikeye meydan okudu.
Seni tehlikeye atmaktan korktu.
Ali halk sağlığını tehlikeye atmaktan yargılanıyor.
Bunu yapmak için neden hayatımızı tehlikeye atıyoruz?
O, kendini ve çocuklarını tehlikeye attı.
Şifrem tehlikeye girdi.
Çin ve Amerika Birleşik Devletleri tüm gezegenin iklimini tehlikeye atıyor.
Karl hayatını tehlikeye attı.
Tabii ki, halk savaş istemez. Nedeni ise, neden bir çiftçinin hayatını riske atmak istesin ki? En iyi senaryoda bile, sağ salim geri dönmek dışında kazanabileceği bir şey yok. Tabii ki, basit insanlar Rusya'da, İngiltere'de, Amerika'da ve Almanya'da da savaş istemezler. Bu açık. Ancak sonuçta, bir ülkenin liderleri politikayı belirleyen kişilerdir ve demokrasi, faşist diktatörlük, parlamento veya komünist diktatörlük olsun, halkı katılıma teşvik etmek her zaman kolaydır. [...] Halk, oy hakkı olsun olmasın, liderlerin emirlerini izlemek için her zaman harekete geçirilebilir. Bu çok kolay. Tek yapmanız gereken halka saldırıldığını söylemek ve barışçıllara vatanseverlik eksikliği atfetmek ve ülkeyi tehlikeye soktuklarını iddia etmektir. Bu yöntem her ülkede işe yarar.