Дізнайтеся, як використовувати yüklü у реченні турецька. Понад 30 ретельно відібраних прикладів.
Bu kamera, film yüklü değil.
Translate from турецька to англійська
O, bu silahı yüklü bulundurur.
Translate from турецька to англійська
Tom silahının yüklü olduğundan emin olmak için kontrol etti.
Translate from турецька to англійська
Silahın yüklü mü?
Translate from турецька to англійська
Mary duygu yüklü bir kız.
Translate from турецька to англійська
Silah yüklü değil.
Translate from турецька to англійська
Tom'a yüklü ödeme yaparım.
Translate from турецька to англійська
Düğünleri onlar için çok duygu yüklü bir gündü.
Translate from турецька to англійська
Şu anda sistem aşırı yüklü.
Translate from турецька to англійська
Bu araba tamamen yüklü.
Translate from турецька to англійська
Tom silahını yüklü tutar.
Translate from турецька to англійська
Aslında silah yüklü değil.
Translate from турецька to англійська
Sunucu aşırı yüklü.
Translate from турецька to англійська
Tom'a yüklü miktarda para miras kaldı.
Translate from турецька to англійська
iPhone'umda yüklü üç yüz bin şarkı var!
Translate from турецька to англійська
Bir iyon, net elektrik yüklü bir atom veya moleküldür.
Translate from турецька to англійська
Tom'un tüfeği yüklü değildi.
Translate from турецька to англійська
Tom bana silahın yüklü olmadığını söyledi.
Translate from турецька to англійська
Silahım yüklü değildi.
Translate from турецька to англійська
Sami yüklü bir tabanca çaldı.
Translate from турецька to англійська
Tom silahın yüklü olmadığına dair güvence verdi.
Translate from турецька to англійська
Sami'nin yüklü bir sicili var.
Translate from турецька to англійська
Kapıyı açtığımda yüklü miktarda bir elektrik faturasıyla karşılaştım.
Translate from турецька to англійська
Windows yüklü laptopun mavi ekran verdi sanırım.
Translate from турецька to англійська
Devlete yüklü miktarda vergi borcu var.
Translate from турецька to англійська
Manyetosferin içinde, uzay plazmasının yoğunluğu (elektronlar ve iyonlar gibi yüklü parçacıklar), güneş rüzgarının hüküm sürdüğü dışarıdaki plazmadan çok daha düşüktür. Manyetopoz adı verilen sınır, iki farklı yoğunluk bölgesi farklı hızlarda hareket ettiğinde kararsız hale gelir.
Translate from турецька to англійська
İlk bilgisayarım Windows Vista yüklü gelmişti.
Translate from турецька to англійська
Seyir füzeleri, savaş başlıkları yüklü ve ateşe hazır hâldeydi.
Translate from турецька to англійська
Kimilerine göre Ukrayna'ya verilmekte olan yüklü miktardaki ATGM ve MANPADS'ler işgali püskürtme beklentisinden çok, işgal sonrası Polonya ya da benzer başka bir ülkeye yerleşecek sürgün hükümetinin uzun vadede Afganistan'daki gibi Rusya'yı yıpratıp zayıflatacak bir gerilla savaşı yürütebilmesine hazırlık amacı taşıyor.
Translate from турецька to англійська
Babalarından kalan yüklü mirası medeni bir şekilde paylaştılar.
Translate from турецька to англійська