Дізнайтеся, як використовувати yoğun у реченні турецька. Понад 100 ретельно відібраних прикладів.
O yoğun esnedi.
Translate from турецька to англійська
Evet,yoğun işimi unutabileceğim ve dinlenebileceğim.
Translate from турецька to англійська
Hastane yoğun bakım ünitesine girebilen ziyaretçi sayısını kısıtlıyor.
Translate from турецька to англійська
Yoğun trafikten kaçınmak için tali yoldan gitti.
Translate from турецька to англійська
Biraz daha erken çıkmış olsaydın, yoğun trafikten kurtulmuş olurdun.
Translate from турецька to англійська
O kadar yoğun yandı ki çocukları onu artık tanımadı.
Translate from турецька to англійська
Ben trenden inerken yoğun kar yağışı başladı.
Translate from турецька to англійська
Biz yoğun trafikten kaçınmak için, bir arka yoldan gittik.
Translate from турецька to англійська
Dün sert rüzgarların yanı sıra, yoğun yağmur yağdı.
Translate from турецька to англійська
Dün hem güçlü rüzgarlar vardı hem de yoğun yağmur yağdı.
Translate from турецька to англійська
Biz yoğun trafikten kaçınmak amacıyla, Noel için evde kaldık.
Translate from турецька to англійська
Biz yoğun trafik tarafından geciktirildik.
Translate from турецька to англійська
Kısa sürede yola çıkmazsak, sabahleyin yoğun trafikte sıkışacağız.
Translate from турецька to англійська
John, çok yoğun bir şekilde çalışıyorsun. Otur ve bir süre kendini yorma.
Translate from турецька to англійська
Neredeyse yoğun saatler.
Translate from турецька to англійська
Tom yoğun bir hafta geçirdi.
Translate from турецька to англійська
Pazartesi benim en yoğun günümdür.
Translate from турецька to англійська
Londra'da yoğun bir sisimiz vardı.
Translate from турецька to англійська
Çok yoğun bir sabah geçirdim.
Translate from турецька to англійська
Biz yoğun çalılıkların arasından yürüdük.
Translate from турецька to англійська
Yoğun bir kar fırtınası dışarı çıkmamızı engelledi.
Translate from турецька to англійська
Trafiğin en yoğun olduğu zamanda yakalandım.
Translate from турецька to англійська
Yoğun trafikten dolayı geç kaldım.
Translate from турецька to англійська
Bu yolda yoğun bir trafik var.
Translate from турецька to англійська
Trafik çok yoğun değilse zamanında gidebilmemiz lâzım.
Translate from турецька to англійська
Yoğun kar dışarı çıkmamızı engelledi.
Translate from турецька to англійська
Bu caddede yoğun trafik var.
Translate from турецька to англійська
Önceki gece yoğun şekilde kar yağmıştı.
Translate from турецька to англійська
Yoğun trafik nedeniyle geç kaldı.
Translate from турецька to англійська
Tren yoğun kar yağışı nedeniyle ertelendi.
Translate from турецька to англійська
Gezimiz yoğun kar yağışı nedeniyle iptal edildi.
Translate from турецька to англійська
Önümde oldukça yoğun bir öğleden sonram var.
Translate from турецька to англійська
Sonraki iki yıl Jackson için yoğun olanlardı.
Translate from турецька to англійська
Yoğun kar treni birkaç saat geciktirdi.
Translate from турецька to англійська
Bu şu ana kadar gördüğümüz en yoğun kar yağışı.
Translate from турецька to англійська
Çok geçmeden önce, hayalet yoğun siste kayboldu.
Translate from турецька to англійська
Yoğun bir gün geçirdim.
Translate from турецька to англійська
Isı yoğun.
Translate from турецька to англійська
Yoğun bir hafta geçirdim.
Translate from турецька to англійська
Tom'un yoğun bir programı olduğunu anlıyorum fakat ondan bir randevu alabilsem gerçekten minnettar olurum.
Translate from турецька to англійська
Yoğun yağış başlamıştı.
Translate from турецька to англійська
Yoğun trafiğe rağmen zamanında vardık.
Translate from турецька to англійська
Tom gerçekten yoğun.
Translate from турецька to англійська
Trafiğin en yoğun olduğu zaman.
Translate from турецька to англійська
Pazar, en yoğun olduğum gündür.
Translate from турецька to англійська
Tom'un yoğun olduğunu biliyorum.
Translate from турецька to англійська
Ken, gelemeyecek kadar yoğun.
Otobanda yoğun trafikte sıkıştım.
Motosikletler harika. Onlar yoğun trafikte bile kolayca ilerleyebilir.
Dünya güneş sisteminin en yoğun gezegenidir.
Onun çok yoğun bir sakalı var.
Bugün yoğun trafik var.
Yardım edemeyecek kadar yoğun olduğunu söyleyen kişi Tom'dur, ben değil.
Yoğun biçimde beni eleştirdi.
Beni yoğun biçimde eleştirdi.
Yoğun bir gündü.
Yoğun trafikteki zincirleme bir kazaydı.
Uçağımız yoğun sis nedeniyle inemedi.
Yoğun sis nedeniyle, sokağı görmek zordu.
Yoğun sis nedeniyle uçuş iptal edildi.
Çok yoğun değilim.
Bu yoğun siste uçmak tehlikeli.
Yarın yoğun bir gün olacak.
Bu çok yoğun bir istasyon.
Çevrede yoğun bir sis vardı.
Yoğun kar yağışı nedeniyle geç kaldık.
Büro bugün çok yoğun gibi görünüyor.
İşleri yoğun olduğu için devamlı koşturmaca içinde.
Trafik yoğun olduğu için geç kaldım.
Yoğun trafik yüzünden geç kaldım.
Tom yarın yoğun olacak.
Tom yoğun trafikten dolayı geç kaldı.
Yıl sonu nedeniyle işlerimiz oldukça yoğun.
Amma da yoğun bir gündü!
Tom'un Mary'ye olan yoğun ilgisi, bende şiddetli bir kıskançlık hissi uyandırdı. Ama belli etmedim.
Kenti yoğun bir sis kapladı.
Gelecek hafta yoğun olacak.
Yoğun sisten dolayı, bir tek kişi görülemedi.
Yoğun kara rağmen o, istasyona kadar bütün yolu geldi.
Yoğun trafiğe rağmen havaalanına zamanında varmayı başardım.
Bu her zaman çok yoğun bir kavşak.
Yoğun sis binaları görünmez yaptı.
Bu aralar işlerim çok yoğun.
İşte yoğun geçen birkaç günden sonra, Tom bir değişikliği iple çekiyor.
Bugün yoğun bir gündü.
Yoğun kar yağışına rağmen geldi.
Çok yoğun görünüyorsun.
Hâlâ oldukça yoğun kar yağıyor.
ABD silahlı cinayet oranı diğer yoğun nüfuslu, yüksek gelirli ülkelere göre 15 kat daha yüksektir.
Tom yoğun olduğunu söyledi.
Tom yoğun bakımda.
Tom şimdi muhtemelen benden çok daha yoğun.
Tom çok yoğun değildi.
Yaklaşık üç yıl süren yoğun çalışmadan sonra Tom Fransızcada çok akıcı oldu.
Bu benim için yoğun bir zamandır.
Tom şimdi yoğun.
Tom tanıdığın en yoğun adamlardan biri.
Dünyadaki en yoğun havaalanının hangisi olduğunu düşünüyorsunuz?
Benim yoğun bir programım var.
Sabahleyin yoğun kar yağdı ve sonra eridi.