Дізнайтеся, як використовувати zorlukla у реченні турецька. Понад 63 ретельно відібраних прикладів.
Kuraklık sırasında, çiftçiler kıt kanaat zorlukla geçinebiliyorlar.
Translate from турецька to англійська
Planı gerçekleştirmede biraz zorlukla karşılaşacaksınız.
Translate from турецька to англійська
Ben sınavı zorlukla geçtim.
Translate from турецька to англійська
Yardımın olmasaydı, zorlukla baş edemezdim.
Translate from турецька to англійська
Beklenmedik bir zorlukla karşılaştık.
Translate from турецька to англійська
Sorularımı zorlukla yanıtladılar.
Translate from турецька to англійська
Batan tekneden zorlukla kaçtım.
Translate from турецька to англійська
Sis çok yoğundu, her şeyi zorlukla görebildik.
Translate from турецька to англійська
Başlangıçta, çok hızlı konuştukları zaman insanları zorlukla anlardım.
Translate from турецька to англійська
Mary'nin ne dediğini zorlukla duyabildim.
Translate from турецька to англійська
Yüzücü, Cindy Nicholas, yorucu bir yüzmenin sonunda zorlukla Daver'de kıyıya vardı fakat Kanal Yüzme Derneğinden bir sözcü onun çok iyi bir durumda olduğunu duyurdu.
Translate from турецька to англійська
Tom zorlukla yürüyebiliyor.
Translate from турецька to англійська
Bar öyle kalabalıktı ki, zorlukla hareket ediliyordu.
Translate from турецька to англійська
Buna zorlukla inanabiliyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom zorlukla konuşabilir.
Translate from турецька to англійська
O, o kadar yorgundu ki zorlukla nefes alabiliyordu.
Translate from турецька to англійська
Gençliğinde birçok zorlukla karşılaşmıştı.
Translate from турецька to англійська
Seni zorlukla tanıdım.
Translate from турецька to англійська
Tom zorlukla nefes alabiliyordu.
Translate from турецька to англійська
Tom zorlukla nefes alabiliyor.
Translate from турецька to англійська
Onun ne kadar önemli olduğunu zorlukla fark ediyoruz.
Translate from турецька to англійська
Mario o kadar hasta ki zorlukla hareket edebiliyor.
Translate from турецька to англійська
Buna zorlukla katlanabiliyorum.
Translate from турецька to англійська
Tom testi geçmeyi zorlukla başardı.
Translate from турецька to англійська
Ben zorlukla nefes alabiliyordum.
Translate from турецька to англійська
Tom öyle sersemledi ki zorlukla konuşabiliyor.
Translate from турецька to англійська
Joaquim'in dindar olduğu söylenir ama o Rab'bin duasını zorlukla biliyor.
Translate from турецька to англійська
Koşucu zorlukla nefes alıyordu.
Translate from турецька to англійська
O kadar sessiz konuşuyorsun ki seni zorlukla duyabiliyorum.
Translate from турецька to англійська
O zorlukla öğrenir.
Translate from турецька to англійська
Ekspres tren o kadar hızlı geçti ki onu zorlukla gördük.
Translate from турецька to англійська
Gözlerime zorlukla inanabildim.
Translate from турецька to англійська
Bu zorlukla bir fark yarattı.
Translate from турецька to англійська
Onu zorlukla görebildim.
Translate from турецька to англійська
Tom'un sesi zorlukla duyulabiliyordu.
Translate from турецька to англійська
Onun el yazısı o kadar küçüktü ki zorlukla okunuyordu.
Translate from турецька to англійська
Telefonla ilgili yanlış bir şey var. Ben seni zorlukla duyabiliyorum.
Translate from турецька to англійська
Biz dağa tırmandık ama zorlukla.
Translate from турецька to англійська
Oda o kadar duman doluydu ki zorlukla nefes alabildim.
Translate from турецька to англійська
Üzgünüm. Bu yeri zorlukla bulabildim.
Translate from турецька to англійська
Sen o kadar çok değiştin ki seni zorlukla tanıyabiliyorum.
Translate from турецька to англійська
O, zorlukla yürüyebiliyor.
Translate from турецька to англійська
Artık seni buralarda zorlukla görebiliyoruz.
Translate from турецька to англійська
Tom'un ne dediğini zorlukla duyabildim.
Translate from турецька to англійська
Seni lisede zorlukla tanıyordum.
Translate from турецька to англійська
O, zorlukla konuşabilirdi.
Tom'un zorlukla mücadeledeki cesareti, çevresindeki kişilere bir ilhamdır.
O kadar uykulu hissettim ki gözlerimi zorlukla açık tutabildim.
İki erkek kardeş birbirlerine o kadar çok benziyorlar ki onları birbirlerinden zorlukla ayırt edebiliyorum.
Diana zorlukla nefes alıyordu.
Fadıl, Dania'yı zorlukla tanıdı.
Tom zorlukla Fransızca konuşur.
Kendimi zorlukla kontrol edebiliyorum.
Zorlukla hareket edebiliyorum.
Tom zorlukla hareket edebiliyor.
Tom zorlukla hareket edebilir.
Sami zorlukla karşılaştı.
İçmek için çok şeyim vardı ve zorlukla yürüyebiliyordum.
Her türlü zorlukla yüzleşmeye hazırım.
Büyük bir zorlukla karşı karşıya.
Muhakkak zorlukla beraber kolaylık da vardır.
İnsanlara karşı anlayışlı ol. Herkes kendi dünyasında senin farkında olmadığın bir zorlukla boğuşuyor.
Hayatın akışı içinde birçok zorlukla karşılaşıyoruz.