Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ağır" in 土耳其语

sıfat

  1. tartıda çok çeken.

    • Altın, ağır madenlerdendir
  2. taşınması güç olan.

    • Çuval ağırdı, kaldıramadım
  3. boyutları, çapı büyük olan.

    • Bu yola ağır taşıtlar giremez
  4. çok değerli, gösterişli, pahalı.

    • Kız evine ağır armağanlar sunuldu
  5. devinimleri, davranışları yavaş olan.

    • Ağır biri o, bize yaramaz
  6. hızlı ve çabuk olmayan, yavaş.

    • Çocuklar ağır adımlarla önümüzden geçtiler
  7. yerine getirilmesi, yapılması zor, çetin, güç.

    • Bu ağır konuyu işleyebilecek misiniz?
  8. korku verici, oldukça tehlikeli.

    • Patlamadan sonra ağır yaralılar hastaneye götürüldü
  9. insana sıkıntı veren, rahatsız edici, bunaltıcı.

    • Oranın havası ağır olur
  10. çok şiddetli, sarsıcı, yıkıcı.

    • İşinde ağır bir darbe yedi
  11. güce giden, gurura dokunan, kırıcı.

    • Ona ağır bir şey söylemedik
  12. mideye yük olan, sindirilmesi güç, mideye dokunan (yiyecek).

    • Yediği ağır şeyleri kaldıramadı
  13. hoşa gitmeyen, boğucu, keskin (koku).

    • Odaya ağır bir koku yayıldı
  14. hoşgörüyle karşılamaya olanak olmayan, çok büyük, önemli.

    • İşlediği ağır hatalar onu gözden düşürdü
  15. yoğun, kalın (duman, sis vb.).

    • Bolu’da ağır bir sis bizi karşıladı
  16. uyanılması güç, derin, yoğun, kalın (uyku).

    • Deprem insanları ağır uykularında yakalamıştı
  17. davranışları ölçülü, olgun (kimse).

    • Gençti ama ağır biriydi
  18. hoş olmayan, çirkin, kaba, bayağı (sövgü, şaka).

    • Ağır küfürlerle bağırışıyorlardı
  19. hiç acele etmeden, yavaş bir biçimde.

    • Çocuklar ağır ağır yürüyorlardı
  20. yavaş yavaş.

    • Artık ağır ağır yola düşmeli
  21. düzgün olmayarak ve pek yavaş olarak.

    • Eh işte, ağır aksak yaşayıp gidiyoruz
  22. alaturka müzikte bir usul.

ağırlıkça fazla gelmek, daha ağır olmak.

  • Kefenin o yanı ağır bastı
  • ötekilerden daha etkili bir güç kullanarak istediğini yaptırmak.

    • Adam ağır bastı, iş onda kaldı
  • (bir şeyin) etkisi üstün gelmek.

    • Yazarlığı ağır bastı, ressamlığı bıraktı
  • (bir şey) gücüne gitmek, onuruna dokunmak.

    • Söylenenler ağır gelirse susmazdı
  • (bir iş, bir şey) gücünün çok üstünde olmak, güç gelmek, zor gözükmek.

    • Adama iş ağır geldi, bıraktı
  • (genellikle buyruk biçimi kullanılır) soğukkanlı davranmak.

    • Ağır gel babalık, karşında hıyar yok
  • nem oranı yüksek, kirli ve insanı bunaltan hava.

  • ağır tempolu ezgisi olan oyun havası.

  • kalın kafalı kimse konuyu hemen kavrayamaz.

  • tembel kişinin elinden iş geç çıkar.

  • ölçülü kimse hemen öfkelenmez.

  • içinden çıkılması ya da altından kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.

    • Bu ağır lokmayı yutabilecek bir babayiğit aranıyor
  • her bakımdan çetin (kişi).

    • Adam ağır lokma, ne yapacaklar bakalım
  • soğukkanlılığını yitirme, sabırlı davran, ağırbaşlılığı elden bırakma.

    • Sen ağır ol, o ne derse desin
  • hiç acele etme, yavaşla, yavaş ol.

    • Ağır ol usta, gelen var