Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dökmek" in 土耳其语

unknown

  1. sıvı ya da tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan ya da yerden bir başka yere aktarmak, yukardan aşağıya doğru boşaltmak.

    • Suyu bardağa dökmek, pirinci yere dökmek birer eylemdir
  2. bir şeyin içindekini belli bir yere boşaltmak, atmak.

    • Tabaktaki artığı çöpe döktü
  3. yukardan aşağıya akıtmak, düşürmek.

    • Çocuk, balon için gözyaşları dökmekteydi
  4. saçmak, serpmek, atmak, vermek.

    • Tavuklara yem dökmek gerekiyor
  5. bırakmak, salmak.

    • Kız, kâkülünü alnına dökmüştü
  6. üzerinde bulunan bir şeyi düşürmek.

    • Çiçek yapraklarını dökmüş
  7. içi dolu bir şeyi devirmek.

    • Çocuk bardağı döktü
  8. sıvıca hamuru kızgın yağa akıtarak pişirmek.

    • Akşama lokma dökmek istiyorum
  9. (kızıl, suçiçeği, kızamık hastalıklarında görüldüğü gibi) teninde kırmızı benekler belirmek, lekeler çıkmak.

    • Çocuk çiçek döküyor
  10. (ağaç, bitki) çiçek açmak ya da meyve vermek.

    • Kiraz pıtrak gibi meyve dökmüştü
  11. eritilmiş maden, mum, cam gibi bir şeyi ya da su katılmış çimento, alçı gibi şeyleri bir kalıba akıtarak belli bir biçim vermek.

  12. ortadan kaldırmak, yok etmek için atmak.

    • Üretici, elde kalan domatesleri tarlaya döktü
  13. sürüp atmak, sürüp götürmek.

    • Ordu, 9 Eylülde düşmanı denize dökmüştü
  14. bir yere bir şeyler yığmak, taşımak.

    • Bahçeye taşlar döktü, duvar örecek
  15. bir işi, bir eylemi, bir konuyu başka biçime çevirmek, bunlarda değişiklik yapmak.

    • Fransızcam yürümedi, ben de işi İngilizceye döktüm
  16. ortaya koymak, göz önüne çıkarmak, göz önüne sermek.

    • Bunların yaptıklarını halkın önüne dökmek gerekiyor
  17. (öğretmen) çok sayıda öğrenciyi sınıfta bırakmak.

    • Matematikçi sınıfın yarısını döktü
  18. açığa vurmak, söylemek.

    • İçini dökecek bir dostu yoktu