Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dar" in 土耳其语

sıfat

  1. içine alacağı şeye göre ölçüleri yetersiz olan, geniş ya da bol olmayan.

    • Bu ayakkabı dar, başkasını deneyeyim
  2. boyuna göre genişliği, eni az ya da yetersiz olan, ensiz.

    • Pantolonun bacakları dar, biraz geniş olsun
  3. her bakımdan sıkıntılı, güç, zor.

    • Dar günlerimizde yardımlaştık
  4. yeterli paranın olmamasından doğan sıkıntı.

    • Çok dardayız, borcumuzu ödeyebilmemiz için biraz zaman verin
  5. (zaman, olanak vb. için) bol ya da çok olmayan, az olan, elverişsiz, sınırlı, kısa.

    • Kimi şeyleri yapmak için zamanımız çok dar, ertelemek en iyisi
  6. (yaratıcı yetiler için) kapsamlı olmayan, tutucu, yetersiz.

    • Böyle dar düşünceler bilgi üretmez
  7. bin bir güçlükle, ucu ucuna, ancak, çok zor bir biçimde.

    • Ateş, öksürük, iniltiyle hasta sabaha dar yetişti
  8. para sıkıntısı çekmek, para sıkıntısı içinde kalmak.

    • Bu yıl biraz dara düştük
  9. herhangi bir durumla başı sıkışmak.

    • Dara düşen dostlara yardım gerekir
  10. çabuk yapıldığı için gereken özen gösterilmemiş olmak.

    • Dara gelmiş, yoksa böyle olmazdı
  11. dar vakitte yapılmak.

    • Bir iş dara geldi mi, içime sinmez
  12. yapmak zorunda kalmak, zorunlu olmak.

    • Bunu yapmazdı ama dara geldi
  13. para sıkıntısı içinde bulunmak, paraca eli darlaşmak, paraca sıkıntıya düşmek.

  14. herhangi bir yönden zor duruma düşmek.

    • Darda kaldığımda dostlarım vardır, kurtarırlar beni