Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "laf" in 土耳其语

Etymology

Farsçadan

ad

  1. söz.

  2. boş söz.

  3. konu.

  4. konuşma.

  5. bu sözün hiçbir değeri yok, öyle şey olmaz anlamında hafifseme yollu kullanılır.

    • Yarın gidecekmiş, laf! Tembellik iliğine işlemiş onun
  6. anlayışsız, aptal (kimse).

  7. dik kafalı, inatçı (kimse).

  8. durumu anlatmaya çalışmak.

    • Kaçalım, ona yakalanırsak laf anlatmak gerekir
  9. laf anlamasını sağlamak.

    • Ona laf anlatmak kolay değildir
  10. bir yere oturup söyleşmek, çene çalmak.

    • Kahveye gidelim, iki laf atar, tavla oynarız
  11. birisine, uzaktan uzağa, dokunacak söz söyleyip işittirmek.

    • Karşı masaya laf atınca kavga çıktı
  12. sözle sarkıntılık etmek.

    • Kadına, kıza laf atmaktan utanmazlardı
  13. durup dururken bir şeyin anımsanmasına yol açmak.

    • Laf çıkarmasan para istemezlerdi
  14. aslı olmayan bir haber yaymak.

    • İsteyene konut kredisi verilecek diye bir laf çıkarmışlar
  15. üzerinde durmaya, anmaya değmez, çok kolay, önemsiz.

    • Laf değil canım, bir daha yaparız
  16. çok önemli, kolay değil.

    • Bir milyar harcamış bu yolda, laf değil!
  17. başkalarının konuşmalarından kendisine zaman kalmamak, sıra gelmemek.

  18. başkaları, daha yetkililer dururken kendisinin bir şeyler söylemesine gereklik bulunmamak.

  19. (biriyle) çene çalmak, konuşmak, söyleşmek.

  20. bir şeyi dedikodu konusu yapmak.

    • Durumu bildiği halde şimdi durmuş laf ediyor
  21. birine karşı söylenen olumsuz bir sözü ona iletmek, laf taşımak.

  22. bir söze karşılık vermekte gecikmemek.

  23. başka konuya geçmek.

  24. söylenenin sakıncalı olduğunu görünce öyle demek istemediğini öne sürüp başka şey söylemek.

  25. konuşurken sözünü sürdürmesini engellemek.

    • Başkan, sürenin dolduğunu bildirip konuşmacının lafını kesti
  26. konuşmasını sürdürmesine olanak vermeyerek araya girmek, söze karışmak.

    • Konuşmacı, Böyle lafımı keserseniz konuşamam deyip kürsüden indi