Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "oynamak" in 土耳其语

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. yerinde sağlam bir biçimde durmamak, hareket etmek, kımıldamak.

    • Masanın bir ayağı oynuyordu
  2. hoşça vakit geçirme, eğlenme, oyalanma gibi amaçlarla bir şeyle, herhangi bir oyunla uğraşmak.

    • Kahvede saatlerce tavla oynuyorduk
  3. ilgi, tutku, oyalanma gibi bir nedenle bir şeye kendini vermek.

    • Kumar oynamaktan zevk alıyordu
  4. bir şeyi sürekli olarak evirip çevirmek, ona dokunup durmak.

    • Adam sinirliydi, parmaklarıyla oynuyordu
  5. yeri değişmek.

    • Bu kitap oynamış, kim yaptı?
  6. biraz çökmek, sarsılmak.

    • Depremden yapı oynamıştı
  7. (film için) gösterilmek.

    • Sinemada iki film birden oynuyor
  8. bir oyunda rol almak.

    • Arkadaşım bu oyunda da oynuyor
  9. (oyun) sahneye konulmak.

    • Bu tiyatroda hangi oyunlar oynuyor?
  10. sporla ilgili çalışmalara katılmak.

    • Metin hangi takımda oynuyor?
  11. müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak.

    • Efe, zeybek oynamak için ayağa kalkmıştı
  12. rahatsız edici davranışlarda bulunmak, tedirginlik vermek.

    • İnsanların onuruyla oynamak olmaz
  13. zarar vermek, tehlikeye koymak.

    • Onlar insanın ekmeğiyle oynamaktan çekinmezler
  14. bir işi büyük bir beceriyle, ustalıkla, kolaylıkla yapmak.

    • Yazar, sözcüklerle oynamakta çok başarılı
  15. alay etmek, eğlenmek ya da aldatmak.

    • Şans bizimle oynamaktaydı. İnsanla oynamaktan utanın
  16. bir kimseye karşı küçümseyici, önemsemeyici davranışlarda bulunmak.

    • Yaşlı diye onunla oynamak aklımdan geçmez
  17. inip çıkmak, değişiklik göstermek.

    • Pazarda fiyatlar günde birkaç kez oynar
  18. titreyerek yansımak, titreşmek.

    • Işıklar sularda oynuyordu
  19. oyuncak gibi kullanmak.

    • Kedi fareyle oynar gibi bizimle oynamak istiyorlardı
  20. (altın, döviz vb. için) değerinde değişiklik olmak.

    • Altın biraz oynadı, dolar yükseldi
  • oynayarak.

  • sevine sevine, büyük bir sevinçle, sevinerek.