Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "su" in 土耳其语

ad

  1. iki hidrojenle bir oksijen atomundan oluşan, doğal sıcaklıkta sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde.

  2. bu sıvıdan oluşan ve yeryüzünün beşte dördünü kaplayan kitle, deniz, akarsu vb.

    • Gemi Türk sularında yakalandı
  3. canlıların içtiği, kullandığı sıvı.

    • Birkaç bardak su içti
  4. meyve, sebze gibi şeylerin sıkılmasıyla elde edilen sıvı.

    • Vişne suyunu, domates suyunu severim
  5. kimi çiçekler ya da yapraklar imbikten çekilerek elde edilen kokulu sıvı.

    • İsparta gül suyuyla ünlüdür
  6. yemeğin sıvı bölümü.

    • Hoşafın suyunu içti, tanesini bıraktı
  7. demir araçları yaparken, ateşte iyice kızdırdıktan, akkor durumuna getirdikten sonra suya daldırılarak onlara verilen sertlik.

  8. bir şeyin kenarına koşut olarak yapılan süs.

  9. sözcüğüyle birlikte iki su yıkamak, beş su yıkamak biçiminde kullanılarak defa, kez kavramını verir.

  10. yaradılış, huy.

    • Onun suyuna göre davranırsan çalışır
  11. tahta, odun gibi şeylerde liflerin doğrultusu, yolu.

  12. suyu içine çekmek, emmek.

    • Ayakkabısı su almaktaydı
  13. (gemi, sandal vb.) içine, dibinden su girmek.

    • Sandal su almış
  14. gemiye içme suyu doldurmak.

  15. herhangi bir organdan, sağaltım amacıyla su boşatmak.

  16. içine su almak, su emmek.

    • Ayakkabım su çekmiş
  17. alçak bir yerden, kuyudan vb. kovayla, tulumbayla ya da benzeri bir araçla su çıkarmak.

  18. (zaman) çok hızlı bir biçimde geçmek.

  19. (para) bir kimseye, bir yere bol bol gelmek.

  20. (para) oluk oluk harcanmak.

  21. (içki) bol bol içilmek.

    • Düğünde rakı su gibi akmıştı
  22. bol bol harcanmak.

    • Gezide para su gibi gitmişti
  23. çok harcanmak.

    • Bu hayat pahalılığında para su gibi gitmekteydi
  24. su sızdırmak.

    • Musluk su kaçırıyor
  25. davranışını aşırıya götürerek can sıkmak, baş ağrıtmak.

  26. sebze, meyve, et gibi yarı katı nesneler, herhangi bir işlem sonunda ya da pişerken suyunu salıvermek.

sözünde durmamak.

  • durumun gereklerine uygun davranmamak, tatsızlık çıkarmak.

  • (bitki için) sulamak.

  • (hayvanlara) su içirmek, sulamak.

  • birine içmesi için su getirmek.

    • Bir bardak su verir misiniz?
  • demirin sertlik, dayanıklılık ve esnekliğini artırmak için onu kızgınken suya batırmak.

  • (çamaşırları) üstünkörü yıkamak.

  • (sabunlu çamaşırı, bulaşığı) durulamak.

  • pek çok, pek bol.

  • kolaylıkla, kolayca, çok iyi.

    • O konuyu sular seller gibi bilen biri vardı
  • işleyemez, bir işe yaramaz duruma gelmek.

  • (bir yer için) ortalıkta gürültü patırtı, hareket, canlılık kalmamak.

  • iş başından uzaklaştırılması yakın olmak.

  • kötü sonu yaklaşmak ya da gelmek.

  • bir suyun çıktığı yer, kaynak.

  • en çok kazanç ve yarar sağlanacak yer.

  • bir işin kendisinden biteceği en yetkili kişi.

  • (iş için) baştan savma, değersiz, özensiz.

  • bol olanakların ancak serpintilerinden yararlanma durumu.

  • (yemek) kaynaya kaynaya suyu kalmamak.

  • (para vb.) tükenecek duruma gelmek, tükenmek.