Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
主页
应用程序
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
博客帮助中心联系我们
应用程序

iPhone + iPad

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Mac + Safari

帮助中心, 新版本推出通知, 下载

Google Chrome

帮助中心, 下载

Mozilla Firefox

帮助中心, 下载

Opera

帮助中心, 下载

Microsoft Edge

帮助中心, 下载
支持
下载帮助中心支持的语言申请退款恢复密码恢复序列码隐私政策
保持联系
联系我们Twitter博客
语言
免费服务
网页翻译工具动词词形变化Der Die Das 查询Usage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yanmak" in 土耳其语

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. (bileşiminde karbon bulunan maddeler) ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak.

  2. ateş durumuna geçmek, tutuşmak.

    • Ateş düşünce kuru otlar yandı
  3. (ısı, ışık veren ya da başka işler gören şeyler) alev yaklaştırılarak ya da özel düzeneklerine dokunularak etkinliğe geçmek, ısı ya da ışık vermek.

    • Odun yandı. Lamba yanınca ortalık aydınlandı
  4. parlamak, parıldamak, ışık vermek.

    • Uzaktan, yanan bir tüfeğin namlusunu gördü
  5. tümü ya da birazı ateşin ya da sıcaklığın etkisiyle bozulmak, kömür durumuna gelmek.

    • Izgarada unutulan ekmekler yanmıştı
  6. ısı etkisiyle vücudun bir yeri yara olmak, kızarmak ya da koyulaşmak.

    • Teni güneşte yanmıştı
  7. yanık acısını andıran bir acı duyumsamak.

    • Dumandan gözlerim yandı
  8. (vücut ya da nesneler) ısısı, sıcaklığı artmak, ateşi olmak.

    • Çocuk ateşler içindeydi, yanıyordu
  9. birtakım etmenlerle işe yaramaz duruma gelmek, bozulmak.

    • Şiddetli soğuktan ekinler yanmıştı
  10. aşırı sıcaklık duyumsamak.

    • Ne kötü hava, yanıyorum
  11. çok üzüntü duymak, acımak.

    • Onun durumuna yanıyorum
  12. çok derin, çok büyük bir aşkla sevmek.

    • Oğlan, kız için yanıyor, tutuşuyormuş
  13. geçerliği kalmamak, değerini yitirmek.

    • Vaktinde kullanılmayan izin yanar
  14. korkulacak duruma, kötülüğe, zarara uğramak.

    • İş bugün bitmezse yandık
  15. (çocuk oyunlarında) yanlışlık yaptığı için sırasını yitirmek, oyun dışı kalmak.

  16. yanarak, alevlenerek.

    • Uçak yana yana düşüyordu
  17. derdini, sıkıntısını belli ederek, sızlanarak.

    • Yana yana söylediği şeyler iç yakıcıydı
  18. çok istekli bir biçimde, ısrarla.

    • Onun yana yana istediği olacak şey değildi
  19. (birini) çok derin, çok güçlü bir aşkla sevmek.

  20. (bir şeyi) elde etmek için güçlü bir istek duyumsamak ya da elde edemediği, kaçırdığı için büyük bir üzüntü çekmek.