Arapça
ad
düşünme, kavrama, anlama yetisi.
➽bellek.
ayırt etme gücü.
(kimi deyimlerde) çare, yol, salık, öğüt, çözüm, önlem.
birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.
pek bir şey bilmediği halde başkalarına yol göstermeye, akıl vermeye düşkün kimse.
kavrayamamak, anlayamamak, istediği halde öğrenememek.
(bir şeyin) olabileceğine inanmamak.
bayılmışken, kendinde değilken, bu durumu geçip ayılmak.
yanlış davranışlarından ders alıp doğru yolu görmek.
her zaman her yönden olgun ve akıllı davranan (kimse).
eksiksiz, kusursuz, doğru dürüst, işe yarar (nesne).
bilincini yitirmiş, bayılmış olmak.
gerektiğince ve yerli yerinde düşünebilir durumda olmamak.
bilincini yitirmek, bayılmak.
çok sevinçten ya da korkudan ne yapacağını bilemez olmak.
bir şeyi kavrayabilmek, ne olduğunu anlayabilmek.
akılca olgunlaşmak ya da yaşça biraz büyümek.
kendi tutum ve davranışına, kendi düşünce biçimine çok aykırı bulmak.
çok korkmak, çok şaşırmak.
(bir şeyi) çok beğenmek, edinmeyi çok istemek, ona bayılmak.
çok korkmak, çok şaşırmak.
durup dururken anımsamak.
bir şeyi düşünmek, anımsamak.
hiç düşünmediği bir şeyi birinin anımsamasına yol açmak, anımsatmak.
düşünmek.
bir şeyi yapmaya kesin karar vermek.
bir şeyi yapmayı birinin kafasına sokmak, onu etkileyerek o işi yapacak hale getirmek.
birinin aklında yer etmek.
unutmamak.
unutmamak.
bellemek, öğrenmek.
delirmek.
delice işler yapmak.
delirmek.
deli gibi olmak.