ad
bir şeyin yere bakan yanı, üst<sup>1</sup> yanın karşısı, aşağı<sup>1</sup>.
bir nesnenin yere, zemine gelen yanı, tabanı.
oturunca uylukların yere gelen bölümü.
bir şeyin yere yakın yanı.
kimi ad tamlamalarında, aşağısı, alt yanı, yer, zemin gibi kullanılır.
birkaç şeyden bize uzak olanı.
birkaç şeyden daha aşağıda olanı, yere yakın olanı.
... altında biçiminde kullanıldığında ... etkisinde,”... içinde”, ... derinlerinde gibi bir anlam verir.
bir adla bileşik sözcük oluşturduğunda.
gerisi, ardı, arkası, geriye kalanı.
işin sonu, arkası.
olup olacağı, değeri ne ki.
devrilmek.
çok karışmak, karmakarışık olmak.
büyük aptesini yatağına ya da donuna yapmak.
pek çok korkmak.
altta kalarak ezilmek.
karşılık, yanıt verememek, karşılıksız bırakmak.
(bir yerin) girip çıkmadık yerini bırakmamak, her yerini baştan aşağı dolaşmak.
(bir servetin) hepsini kısa zamanda harcamak, onu gereksiz yere ve düşüncesizce tüketmek.
üstesinden gelememek, başaramamak, becerememek, yapamamak.
(bir suçlamaya) karşılık verememek, kendini savunamamak.
(cinsel yönden) kendisini kullandırmak.
egemenliğine boyun eğmek.
(bir yeri) karmakarışık etmek, dağıtmak.
aramadık yer bırakmamak, her yeri aramak.
sözüyle ya da davranışıyla çevreyi birbirine düşürmek.