unknown
bir sözün, sözcüğün, bir simgenin, bir olay, olgu ya da davranışın ne demek olduğunu, neyi gösterdiğini kavramak.
yeni bilgileri eskileriyle birleştirerek bir sonuca ulaşmak, bir tür çıkarsama yapmak.
sorup öğrenmek, bilgi edinmek.
duygu ve düşünce yoluyla bir şeyin değerini ayrımsamak ya da bir durumu görmek.
bir şeyi doğru, uygun, yerinde bulmak.
birinin duygu, düşünce ve isteğine katılmak, ona hak vermek.
bir şeyi sezmek.
hoşgörülü davranmak, anlayışlı olmak.
öyle değerlendirmek, öyle kabul etmek.
bir konuda özel bilgisi, geçerli uzmanlığı olmak.
(daha çok olumsuz biçimi kullanılır) tadına varmak.
birinin yediği, içtiği ya da kullandığı bir şeyden yararlanmayı istemek.
(daha çok olumsuz biçimi kullanılır) doğru ve yerinde bulmamak, kabul etmemek, hak vermemek.