ad
öne, ön yüze karşıt olan yan.
herhangi bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi.
bir şeyin öteki yüzü, öbür yüz.
(insanda) omuzdan kuyruksokumuna değin olan bölüm, sırt.
(insan ve kimi hayvanda) kuyruksokumu bölgesi, kıç.
(insan için) gövde, vücut, beden.
bir şeyin sonra gelen bölümü, geri.
geri, art.
otururken sırt dayanan yer.
ön yüzün karşıtında bulunan, arkada olan.
bir şeyin gizli, bilinmeyen yüzü, içyüz.
kayıran kimse, koruyucu, kayırıcı.
geride.
önemi olmayan, önemsiz.
birine destek olmak.
arkasını birine ya da bir şeye dayamak.
yarışta ya da bir uğraşta, bir şeyde birini geçmek, ondan daha ileri gitmek, onu geride bırakmak.
bir şeyden uzaklaşmak.
zaman bakımından geçmişte bırakmak.
bir yürüyüşte, yolda geride kalmak, geriden gelmek.
değerce bir olanlar ilerlediği halde kendi ileri gidememek.
sürekli olarak gelmek, sürmek.
gerisi olmak, gerisi gelmek.
soğuğa karşı gerektiği biçimde giyinmemiş.
kendisine arka çıkacak kimsesi olmayan.
bir şeyi sırtına yüklemek, sırtlamak.
birinin desteğini sağlamak.
(bir işin) olması için uğraşmak, yürümesi için izlemek.
(birinin) gittiği yoldan gitmek, yaptığı işi yapmak.
beceriksiz olduğu için ya da başka bir nedenle birine uymak, onun yaptığı gibi yapmak.
herhangi bir amaçla birini izlemek, gözden ayırmaksızın birinin arkasından gitmek.
bir iş gördürmek için birinin isteğini kollamak.
bir iş için biriyle görüşme fırsatı aramak.
birine ya da bir şeye çok ilgi duymak.
davranışından dolayı beğendiğini okşayarak göstermek.
övmek.
sona kalmak, sonraya kalmak.
geriden gelmek, geriye kalmak.
giden ya da ölen bir kimsenin yakını olarak yaşamasını sürdürmek.