Farsçadan
ad
odun, kömür, ot vb. gibi yanıcı nesnelerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık.
tutuşup yanmakta olan nesne.
pişirme, ısıtma gibi işlerin yapıldığı yer ya da araç, ocak.
patlayıcı silahlarların kullanılması, atılması, sıkılması.
vücut ısısı ya da vücudun olağanı aşan ısısı.
çekinilmesi gereken şey, yıkım, tehlike.
duyguların yükselmesi durumu, coşku, coşkunluk, tutku.
kırmızı, kızıl, alev renginde olan.
acı veren, yakıcı.
(bir şey) tutuşmak, yanmaya başlamak, alevlenmek.
(ateşli silah) kendi kendine patlamak ya da patlatılmak.
türlü nedenlerle birden parlamak, öfkelenmek, kızmak, coşmak, telaşlanmak.
tehlikeli bir durum, önüne geçilemez, önlenemez bir biçim almak.
bir gönül işi, oldukça ilerlemek.
çok sıcak (nesne).
işini çabucak yapıveren, çok çalışkan ve becerikli, çok zeki (kimse).
savaşta, en ilerdeki birliklerin düşmana ateş açabilecekleri sınır.
savaşın eylemsel olarak yapılmakta olduğu yer, cephe.
ilkin pek öyle değilken, sonradan çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
vücut ısısı çok yükselmek.
ateşli silahlarla yapılan atışa son verilmek.
çok kızgın, öfkeli davranışlarda bulunmak.
çok çalışkan, becerikli, çok canlı, hareketli (kimse).
çok yaramaz, ele avuca sığmaz (çocuk).
ateşli silahlarla aralıksız olarak, bol mermi atmak, üst üste, durmaksızın ateş etmek.
öfkelenerek, çevresindekilere çok kötü, çok ağır sözler söylemek.
şöyle hafifçe ateşe değdirip geri çekmek ya da ateşin karşısında bir süre bekletmek.
ateşli silahlarla üstüne mermi yağdırmak.
kundak sokmak, kundaklamak, tutuşturmak, yangın çıkarmak, yakmak, yakıp yok etmek.
gereksiz yere telaşlandırmak, telaşa düşürmek.
karışıklık çıkarmak.
çok kızmak, sinirlenmek.
coşmak.
biri yüzünden başı derde girmek, zarara uğramak.
âşık olmak.
acıyı, yanmayı azaltmak.
vücut ısısını düşürmek.
sıcakölçerle vücut ısısını ölçmek.