Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "bakmak" in turco

unknown

  1. bakışı bir şey üzerine çevirmek.

    • Yeşilliğe bakmak insana huzur verirmiş
  2. gözlemek, seyretmek.

    • Dağa bir dürbünle bakmak çok güzeldi
  3. araştırma yapmak, göz atmak, aramak.

    • Polisler evin her yanına baktılar
  4. (yer için) yüzü bir yöne doğru olmak.

    • Evi denize bakıyordu
  5. bir şeyin gelişmesi ve iyi durumda kalması için emek vermek.

    • Sağlık için kendine iyi bakmak gerekir
  6. besleyip büyütmek, geçimini sağlamak, geçindirmek.

    • Adam çocuklarına bakmaktan acizdi
  7. bakım<sup>2</sup> yapmak.

    • Benim arabaya bakacak olan usta hastaymış
  8. bir iş birinden beklenmek.

    • Bütün bu işler bana bakıyor
  9. bir işi yapmakla görevli olmak.

    • Sokaklara belediyeler bakar
  10. yapılabilmesi bir şeye bağlı olmak.

    • Bu iş bir söylemeye bakar, hemen olur
  11. (doktor) hastayı muayene etmek, sağaltmak.

    • Günde yüzlerce hastaya bakmak zordur
  12. denemek, yoklamak, incelemek.

    • Patron hesaplara bakmak istiyor
  13. önem vererek üzerinde durmak, yalnızca o şeyi düşünmek.

    • O hep çıkarına bakar
  14. uğraşmak, gözetmek, ilgilenmek.

    • Bugün bahçeye bakmak bize düştü
  15. (renk) bir başka renge yaklaşmak, bir başka rengi andırmak.

    • Maviye bakan bir masa örtüsü vardı
  16. durumu görmek, ayrımsamak, anlamak.

    • Salona girdim, baktım ki kavga çıkacak, hemen kaçtım
  17. başka bir şeyle ilgilenmeyip yalnızca elindeki ya da önündeki işle uğraşmak.

    • Lütfen herkes kendi işine baksın!
  18. önem vermek, aldırmak.

    • Onlara hiç bakmamak, inandığını yapmak en iyisidir
  19. işte.

    • Bak, bu yapılmaz!
  20. şaşma bildirir.

    • Bak şu yaptığına şimdi!
  21. uyarı anlatır.

    • Bak, bir daha olmasın bu!
  22. beğenmeme, küçümseme dile getirir.

İşime bak sen, ne de olmuş ya!
  • seslenme sözü olarak söylenir.

    • Baksanız a, biriniz gelsin
  • dikkat çekmek için kullanılır.

    • Haydi, baksanız a geç kalıyorsunuz