unknown
basmak eylemini yaptırmak.
dikişte, bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek.
kişiye ya da topluma zararı dokunacak bir durumu, bir olayı daha başlarda ya da başladıktan kısa bir süre sonra önlemek, yok etmek, ortadan kaldırmak.
ortadan kaldırmak, yok etmek, gidermek.
üstün bir duruma gelmek, gelişmek, öne geçmek.
sıkıştırmak, zorlamak.
bir adla birlikte kullanıldığında hızlılık, çabukluk ya da aşırılık bildirir.
birini hazırlıksız yakalamak, birinin yanına ansızın gitmek.
bası işini yaptırmak.
birdenbire olmak ve çok etkisini göstermek.
(sıcak, karanlık, uyku vb.) artmak, sarmak, kaplamak, çoğalmak, şiddetlenmek, etkisini göstermek.
(güreşte) hasmını altına alıp sırtını yere getirmeye çalışmak.
(para) vermek, (özellikle kumarda) para sürmek, para koymak.
(ayaktopu vb.) atağa geçmek, atak üstüne atak yapmak, baskılı oynamak.
kuluçka zamanı gelmiş tavuğu kuluçkaya yatırmak.