Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "bel" in turco

ad

  1. insan gövdesinde göğüs ile karın, sırt ile kalçalar arasındaki daralmış bölüm, bu bölümün çevresi.

    • İki gündür belim ağrıyor
  2. hayvanlarda omuz başı ile sağrı arası, sırtın ortaları.

  3. dağ sırtlarında geçit verecek biçimde alçalan, çukur yer.

    • Şuradaki beli aşınca köy görünür
  4. geminin orta bölümü.

  5. duvar gibi dikey şeylerin ortası içe ya da dışa doğru kamburlaşmak.

  6. tavan gibi yatay şeylerin ortası aşağıya doğru sarkmak.

  7. ağır bir şey kaldırma nedeniyle beli incinmek.

  8. bir beden sakatlığı nedeniyle çişini tutamayacak durumda olmak.

  9. yaşlılık yüzünden beli öne doğru eğilmek.

  10. üzüntü nedeniyle ruhça bir çöküntüye uğramak.

    • Kazayı duyunca adamın beli büküldü, oturup kaldı
  11. güçsüz kalmak, bir iş göremeyecek duruma düşmek.

  12. bozulmuş olan işini yoluna koyarak paraca güçlenmek.

  13. (birinin) bozulmuş işlerine yardımcı olup güçlenmesini, iyi duruma gelmesini sağlamak.

  14. beli çok ağrımak.

  15. (biri) herhangi bir bakımdan iş yapamaz duruma gelmek.

    • Kaçakçıların beli kırıldı
  16. birini, bir şey yapamaz duruma gelecek kadar hırpalamak.

  17. birini, herhangi bir bakımdan bir şey yapamaz duruma getirmek.

    • Kuraklık, köylünün belini kırmıştı
  18. bir işin, yapılması en zor bölümünü yapmak.