Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "boğaz" in turco

ad

  1. boynun ön bölümü ya da bu bölümün içi, ağız boşluğundan sonra gelen, yiyeceklerin geçtiği yer.

    • Gömleğin yakası boğazımı sıkıyordu. Lokmalar boğazıma duruyordu
  2. şişe, güğüm, testi gibi şeylerde ağza yakın dar bölüm.

  3. iki dağ arasındaki dar geçit.

  4. iki kara parçası arasındaki dar deniz.

  5. yiyeceği, içeceği sağlanan kimse.

    • Bu aylıkla üç boğaza bakıyorum
  6. yedirip içirme yükümü.

    • Sen çalış, boğazın bizden, para da alacaksın
  7. yeme içme.

    • Biz boğazımızdan hiç esirgemeyiz
  8. değirmen taşının deliği.

  9. bağ çubuklarının, genellikle bitkilerin köke yakın yeri, gövdenin toprakla birleştiği yer.

  10. geçim için para kazanmak kaygısı.

    • Şu boğaz derdi olmasa kimse çalışmaz
  11. yemek hazırlama sıkıntıları.

    • Akşam yaklaşıyor, boğaz derdine düşmeli
  12. çok susuz kalmak, çok susamak.

  13. çok konuşmaktan, bağırmaktan sesi çıkmaz olmak.

  14. bir yakınının çok sevdiği bir yemek olması ve onun yiyemediğine üzülmesi yüzünden yediğini rahat rahat ve tadını alarak yutamamak.

  15. iştahsızlığı yüzünden, yediğini zor yutmak.

  16. olanca gücüyle bağırmak.

  17. uzun süre anlatmak, konuşmak.

    • Şurada boğazımızı yırttık, ama kimse bir şey anlamamış görünüyor