Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "bozmak" in turco

unknown

  1. düzgün işleyen bir şeyi işlemez ya da kötü işler duruma getirmek.

    • Oyuncağını bozmaktan hoşlanıyor
  2. bir şeyin, bir yerin düzenini karıştırmak, bir şeyi düzenli biçimden çıkarmak.

    • Yatağı bozmak istemeden, bir köşeye kıvrıldı
  3. olacak ya da olmuş bir işi geçersiz bir duruma getirmek.

    • Kararı bozmak üst mahkemenin bileceği şeydir
  4. büyük parayı bozuk para durumuna getirmek.

    • Yüz lirayı bozmak için uğraşma
  5. zarar vermek, dokunmak.

    • Ham erik mideni bozar
  6. altını paraya çevirmek.

    • Kuyumcu altınımı bozmak istemedi
  7. bozguna uğratmak, yenmek.

    • Düşmanı bozan askerlerimiz ilerliyordu
  8. kızlığını gidermek.

    • Kızı bozan genç, onunla evlenmek zorunda kaldı
  9. bağ ya da bostanın son ürünlerini toplamak.

  10. biçimini, kullanılışını değiştirmek.

    • Bu pantolonu bozmak, şort yapmak istiyorum
  11. artık yapmaktan vazgeçmek, bırakmak, dağıtmak.

    • Dükkânı bozdu, şimdi işi yok
  12. yoldan çıkarmak, kötü alışkanlıklara sürüklemek.

    • Arkadaş arkadaşı bozar
  13. birini, beklemediği bir davranışla ya da sözünü yalan çıkararak güç duruma düşürmek, küçük düşürmek, utanmasına yol açmak, utandırmak.

    • Onu bozmak istemezdim ama oldu bir kez
  14. bir şeye çok düşkün olmak.

    • Şimdi de çiçek yetiştirmekle bozdu
  15. biriyle takışmak, ona karşı tutum almak.

    • Müdür benimle bozdu vallahi!
  16. tarlayı ilk kez sürmek.