Farsçadan
ad
yaşayan varlıkların yaşamasını sağladığına ve ölümle varlıktan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık, özellikle insan ve hayvanlarda yaşam tözü, yaşam ilkesi.
yaşama, yaşam.
dirilik, güç.
birey, kişi, insan.
iç, gönül.
insanın kendi varlığı, kendisi.
Alevilik, Mevlevilik gibi tarikatlarda yol kardeşi, kardeş.
yakınlık, sevgi duygusu taşıyan bir seslenme sözü olarak da kullanılır.
(kişi için) çok sevimli, çok tatlı, çok içten, şirin, cana yakın.
en önemli.
Azrail.
öldürücü, kıyıcı.
ölümle pençeleşmek.
çok sıkıntı ve acı içinde bulunmak.
birbirini seven iki kişi, kimsenin olmadığı yerde bir arada.
herkes kendi derdinde, kendi başını kurtarma durumunda.
(o şey) çok sıkıntı verici, çok güç tüketici olmak.
(o şey) çok çekici olmak.
yaşamın en önemli merkezi sayılan yer, yürek.
yürek, insanın çok duyarlı, en duyarlı olduğu şey.
işsizlik dolayısıyla duyulan tedirginlik, sıkıntı, sıkılma.
bir olaydan duyulan üzüntü.
ölmek.
canlanmasına yol açmak, güçlendirmek ya da yaşar duruma getirmek.
insana güç vermek.
bir şeyi, yaşamını verecek denli çok istemek.
insanlara eziyet etmek, zulmetmek.
insana acı, üzüntü vermek, üzmek, sıkıntıya yol açmak.
bir kimseye büyük zarar vermek.
ölmek.
yaptığı bir işte çok güçlük çekmek.
çalışmaktan, iş yapmaktan çok yorulmak.
(bir şey) çok hor kullanılmaktan örselenip yıpranmak.
(bir şey için) çok istekli olmak.
üzerine titrediği bir şeye zarar gelecek diye kaygılanmak.
oldukça ağır bir hastalık geçirmekte olmak.
büyük sıkıntı içinde bulunmak.
(boş durmaktan vb.) içi rahat olmamak, içi sıkılmak.
(bir şeyden) neşesi kaçmak.
(bir şeye) yarı üzülmek yarı öfkelenmek.
fiziksel olarak çok acı duymak.
bir işte çok zarar görmek.
hoşnutsuzluk anlatır.
yakınlık, sevgi seslenişi olarak kullanılır.
çok değerli, çok güzel.
kendi kendini öldürmek.
(birini) acımadan öldürmek.
bir kimseyi çok perişan bir duruma sokmak, ona büyük zarar vermek.
(iyi bir şeyi) çok berbat etmek.
her tehlikeyi göze alarak bir işe girişmek.
bütün gücünü harcayarak yapmak.
kendi yaşamını kurtarmak, kendini ölümden kurtarmak.
(birini) ölümden kurtarmak.
sağlığının değerini bilmek, olur olmaz şeylerle kendini, vücudunu yıpratmamak.
güçlüğe katlanmaya, tehlikeye atılmaya niyetli olmamak.
ölmek.
kendini feda etmek.
hiçbir şey esirgememek.
(bir şeye) çok düşkün olmak.
(birinin ya da kendinin) bir yerini acıtmak.
(birini) acı verecek biçimde cezalandırmak.
(birini) çok büyük zarara uğratmak.