Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "et" in turco

ad

  1. insanlarda ve hayvanlarda, deriyle kemik arasında bulunan ve kas ile yağdan oluşan tabaka.

  2. kasaplık hayvanlardan sağlanan, önemli bir besin maddesi olan ve kasapta satılan kesilmiş hayvan parçası.

    • Bir kilo et aldım
  3. ten, vücut.

    • Bluzu sıyrılmış, eti görünüyor
  4. meyvelerde, kabukla çekirdek arasındaki yenilebilir bölüm.

    • Zeytinin eti çekilmiş, kurumuş
  5. (yara) taze etle kapanmak, iyileşmek.

  6. etçe dolgun bir duruma gelmek, şişmanlamak, et tutmak.

  7. çok küçük, küçücük, çelimsiz, güçsüz.

  8. parası yok denecek denli az, olanakları, gücü sınırlı.

  9. ana baba ile çocuklar ve yakın akrabaların aralarını açmaya çalışmak boş bir çabadır.

  10. ana baba ile çocuklar ve yakın akrabalar arasındaki anlaşmazlıklara, tartışmalara karışmak doğru değildir, onlar sorunlarını kendileri çözümlerler.