ad
içinde bir tek ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı.
bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu, içinde yaşadığı yer, konut.
bir kimsenin ya da bir ailenin oturduğu yerin iç düzeni.
(gözlemevi, halkevi gibi bileşik oluşturduğunda) içinde bir iş görülen ya da belli bir amaçla kullanılan yer ya da kuruluş.
aile.
birlikte yaşadıklarından ayrılıp ayrı bir ev düzenleyip oturmak, yerleşmek.
evlenmek.
ev, barınak, mülk.
çoluk çocuk, aile, ev halkı.
dışarda herhangi bir işte çalışmayıp evinin işleriyle uğraşan kadın.
ev işleriyle uğraşan ve bu işleri iyi yapan kadın.
evi olan kimse.
kiradaki evin sahibi bulunan kimse.
konukların bulunduğu, ağırlandığı yere onları çağıran kimse.
yeni eşyanın güzellikleri arasına eski eşya yakışmıyor.
düzen yenilendi, eskileri nereye yerleştirmeli?
çok az olan eşyasını hemen yüklenip istediği yere göçebilen.
yeri yurdu, evi olmayan, evi olmadığı için rast geldiği yerlerde kalan, yaşayan.