unknown
ortaya çıkararak, göz önüne koyarak görülmesini sağlamak, görünmesine yol açmak.
görmesini sağlamak.
bir kimseyi ya da bir şeyi işaretle belirtmek.
anlatmak, belirtmek, ortaya koymak.
belgeleyerek, kanıtlayarak inandırmak.
bir şeyin etkisine uğratmak, etkisi altında tutmak.
kılavuzluk etmek, öğretmek.
anlamayı sağlamak, açıklamak.
iş vermek, görevlendirmek, yapmasını söylemek.
herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak.
güzelliğini açığa çıkarmak, güzel görünmesini sağlamak.
bir davranışa, kötülüğe sert bir biçimde karşılık vermek.
olduğundan farklı görünmek.
etmek, yapmak.