ad
dışkılık.
kaba et, kıç, popo.
(testi, bardak vb.de) alt, dip.
arka yan, arka.
yiğitlik, yüreklilik, güç.
aşağılık, değersiz kimse.
kendi kusuru olmaksızın suçlu duruma düşmek.
çok güç bir duruma düşmek.
(at, eşek vb. için) çifte atmak, tekme atmak.
(bir şeyi elde etmek için) pek hevesli olmak, hevesini belli etmek.
çok şaşırmak, apışıp kalmak, afallamak.
çok kötü bir duruma düşmek.
kafadan uydurmak, yalan söylemek.
bilmediği bir konuda bilirmiş gibi konuşmak.
yeniyetme, toy, acemi (kimse).
beş para etmez, değersiz (şey).
(bir sözü, davranışı) yanlış anlamak.
(bir sözü, davranışı) işine geldiği gibi yorumlamak.
kendi durumunu yitirmekten, kendi durumunun kötüye gideceğinden, suçun kendine yıkılacağından çekinmek.
başına bir iş geleceğinden kaygı duymak, kendi canından olacağından, öldürüleceğinden korkmak.
(oturduğu rahat yeri, koltuğu vb., bulunduğu makamı) kıçına bir şey batıyormuş gibi bırakmak.
bir şey bir kimseyi durup dururken rahatsız etmek.
(bir durum) eski halinden de kötüye gitmek, geriye gitmek, gerilemek.
yenilen şeyler vücudu beslememek.
(bir şey için) çok uğraşıp didinmek, ille yapacağım diye çabalamak.
çok bağırmak, bağırıp çağırmak.