Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "götürmek" in turco

unknown

  1. yanına alarak gitmek, taşımak, ulaştırmak.

    • Bunları oraya götürmek zaman alır
  2. bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere uzatmak, koymak.

    • Elini saçlarına götürdü
  3. bir kimseyi bir yere değin yanında yürütmek ya da yanında gelmesini sağlamak.

    • Babası Anı’yı parka götürdü
  4. yakından uzağa yürütmek ya da alıp gitmek.

    • Sürücü arabayı götürmek için gelmiş
  5. yerinden ayırıp ya da alıp uzağa atmak ya da yok etmek.

    • Rüzgâr bacayı götürdü
  6. ölmesine yol açmak, öldürmek.

    • Hastalık bütün hayvanlarını götürmüştü
  7. dayanmak, kaldırmak, katlanmak.

    • Böyle şakaları götürecek kimse yoktur
  8. birinin yanında yürüyüp ona bir yere değin arkadaşlık etmek.

    • Seni evine götürmek istiyorum
  9. bir sonuca ulaştırmak, vardırmak.

    • Bu yol bizi nereye götürecek, bilmiyoruz
  10. güvenlik güçlerince yakalanmak.

    • Polisler onu evinden götürmüşler
  11. yitip gitmesine, yok olmasına yol açmak.

    • Zamansız yağan kar bütün çiçekleri götürdü