unknown
bir yöne doğru yönelip devinmek, yola çıkmak.
bir yerden ya da bir işten ayrılmak.
çıkmak, ulaşmak.
bir amaçla bir yere başlamak ya da bir işle uğraşmak.
harcanmak, tüketilmek, yok edilmek.
bir duruma, bir sona ulaşmak, erişmek, varmak.
uymak, yakışmak, yaraşmak.
gönderilmek, götürülmek, ulaştırılmak, ulaşmak.
belli bir süre için yetmek, yeter, yetişir olmak.
yolda hızlı yürümek, yol almak.
herhangi bir durumda olmak.
ölmek.
elden çıkmak, yok olmak.
belli bir süre dayanmak, eskimemek.
alıcısı bulunmak, satılmak.
geride kalmak, sona ermek, geçmek.
(makine vb. için) işlemek, çalışmak.
(bir durum) yolunda olmak, sürmek.
el atmak, başvurmak, yapmak durumunda kalmak.
bir şey zarar görmüş olmak.
kimi kiplerin sonuna gelerek sürerlik eylemi oluşturmaya yarar.
bir ad takımının yönelme durumundaki belirteni olan kimi sıfatlardan sonra kullanılarak, tümcedeki öznenin o sıfatta göründüğünü anlatan bileşik eylemler oluştururur.
eylemin <b> <i>gitsin</i> </b> biçimi emir kiplerinden sonra geldiğinde, buyurulan işin yapılarak sorunun kapanması isteğini anlatır.
eylemin <b> <i>gitti</i> </b> biçimi yakın geçmiş zaman kiplerinden sonra gelerek, istenmeyen bir şeyin gerçekleştiğini, gerçekleşeceğini, istenen bir şeyin gerçekleşmediğini ya da gerçekleşmeyeceğini anlatır.
eylemin <b> <i>gitti</i> </b> biçimi eylemlerin sonuna gelerek yapılması ilkin pek istenmeyen bir şeyin kabul edildiğini anlatır.
gitmek ve geri gelmek.
ölecek gibiyken kurtulmak, iyileşmek.
çok gidip gelmek.
ölüp ölüp dirilecek denli korkmak.