Arapça
ad
baş, özellikle insan başı.
hayvanlarda vücudun ağız, burun, göz, kulak gibi organların bulunduğu en ön ucu.
çivi vb.nin baş bölümü.
anlayış, düşünce, görüş.
anlama ve kavrama yeteneği, zekâ.
bellek.
zıpzıpların en büyük olanı.
kimi mekanik bütünlerde önemli parça.
iri kafalı, aptal, bön, salak kimse.
kafa dengi, halden bilir, anlayışlı.
(biriyle) dalga geçmek, alay ederek neşelenmek.
(uyuştururu vb.) içerek esrimek.
uyuşturucu kullanarak sarhoş olmak.
(uyuşturucu madde) sarhoş etmek.
(biriyle) alay ederek neşelenmek.
(bir şeyi) anlayamamak, kavrayamamak (bir şeye) akıl erdirememek.
zihin yorgunluğu yüzünden anlayamaz duruma gelmek.
olabileceğine inanamamak.
başı dönmek, başı dönerek denge durumunu yitirir gibi olmak, sersemlemek.
pek çok kızmak, çok öfkelenmek.
hafif sarhoş.
uyuşturucu, özellikle esrar sarhoşluğu içinde (olan).
iyi düşünebilen (kimse).
esrik, sarhoş (kimse).
zihni yorulup hiçbir şey anlayamaz duruma gelmek.
çok gürültülü bir ortamda gürültüden tedirgin olmak.
(bir düşünce) aklına uygun gelmek.
bir kimseyi bir şey yapmaya kandırmak.
çok aptal ya da inatçı olmak.
önemsememek.
(kendisine) uygun gelmek, onu uygun bulmak.
(birinin) söylediği, öğütlediği gibi yapmak.
zayıf yönünden yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek.
konu önemliymiş gibi davranarak alaya almak, dalga geçmek, eğlenmek.
neşelenecek kadar içki içmiş olmak.
yeterince uyuşturucu alarak esrimek.
hastalanıp yatağa düşmek.
uyumak üzere yatmak.