Definition of "kanlı" in turco
sıfat
kan bulaşmış olan.
- Kasap, kanlı önlüğünü çıkarıp attı
kanı olan.
- Öğlenleri iki kalem kanlı pirzola yiyeceksin ki canlanasın
kanı çok olan.
- Çocuk kanlıydı, sağlıklıydı
kan birikmiş, kanlanmış olan.
- Adam, kanlı gözlerle, akşamdan kalmışa benziyordu
kan dökülmesine yol açan.
- Sokakta kanlı bir kavga vardı
isteyerek kan dökmüş olan (kimse).
- Kanlı eşkıyayı dağda barındırmayın
üzerinde kan olduğu halde.
- Yaralının gömleği kanlı kanlı bir yana atılmıştı
az pişirilmiş bir biçimde.
- Pirzolayı kanlı kanlı yiyeceksin