Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "sıkı" in turco

sıfat

  1. iyice sıkıştırılmış, doldurulmuş durumda olan, gevşek olmayan.

    • Sıkı bir paket yaptı
  2. dar.

    • Eteğin beli sıkıydı
  3. güçlü, etkili, zorlu, sert.

    • Yüzüne sıkı bir tokat yemişti
  4. dikkatli, titiz bir biçimde ve göz yumulmadan uygulanan.

    • Okulda sıkı bir disiplin vardı
  5. sıkışık durumda, yoğun ve ivedi olan.

    • İşlerim sıkıydı, onun için size uğrayamadım
  6. ilkelerine çok bağlı, hoşgörü göstermeyen, katı.

    • Sıkı bir müdürümüz vardı
  7. elisıkı, pinti, cimri.

    • O çok sıkıdır, bilirim, parasını harcamaya korkar
  8. iyice, sıkıca.

    • Soğuk havalarda sokağa çıkarken sıkı giyinmek gerekir
  9. zorlayıcı durum.

    • Sıkıya dayanamadı
  10. ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut, saçma ya da kurşunun üstünden namluya sokularak bastırılan bez parçası.

  11. yiğit, yürekli, üstün (kimse).

    • Sıkı adammış doğrusu, ortalığı toz etti
  12. çok sıkı bir biçimde, sımsıkı olarak.

    • Kapıyı sıkı sıkıya kapamak da yetersiz kalmıştı, duman sızıyordu
  13. iyice, sıkıca.

    • Anne çocuğuna sıkı sıkıya sarılmıştı
  14. (birini) disiplin altına almak.

    • Çocuğu sıkıya almak gerekiyordu
  15. birinin hareketlerini sınırlamak.

    • Delikanlıyı sıkıya alıp eve bağlamıştı
  16. bir konuda önlemler almak.

    • Sıkıya alınca iş yürümeye başladı