Definition of "uzatmak" in turco
unknown
uzamak eylemini yaptırmak, uzamasını sağlamak ya da uzamasına yol açmak.
başı, kolları ya da bacakları bir yere yöneltmek.
- Elini ağaca uzatıp meyve koparmak hoşuna gitmişti
bir şeyi vermek için birine yöneltmek.
- Orhan, kalemi arkadaşına uzattı
göndermek, vermek.
- Kaleci, topu yerden arkadaşına uzatmak isterken elinden kaçırıp gol yedi
germek.
- İpi karşı balkona uzatıp bayrağı astı
tartışmayı, konuşmayı gereksiz yere sürdürmek.
- Kadın, uzatınca iki tokat yedi
süreyi artırmak.
- İşin bitiş tarihini iki kez uzatmak gerekmişti