Definition of "yıkmak" in turco
unknown
kurulu bir şeyi parçalayarak dağıtmak, bozmak.
- Duvarı yıkmak için kazma yoktu
(insan, hayvan, ağaç için) yere sermek, devirmek.
- Fırtına ağacı yıktı. Adam, yanındakini bir yumrukta yıkmıştı
bir yana eğmek.
- Şapkasını sağa yıkmış, kabadayı gibi olmuştu
üstüne atmak, yüklemek.
- İşin sorumluluğunu bana yıkmak istemişlerdi
yıkımına, acı duymasına yol açmak.
(yük için) indirmek.
- Yükünü yere yıkıp, atı rahatlattı
(güreşte) alt etmek, yenmek.