ad
bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü.
insanın sağının ve solunun ortak adı.
gövdenin bir bölümü.
yer, yön.
çok yakın yer.
birlikte olma.
makam, orun.
üst, üzeri.
arkada, önde, üstte ya da altta olmayan.
ikinci derecede olan.
istekleri karşıt olan iki kişiden ya da topluluktan her biri.
bir yana yönelerek.
savaş düzenindeki bir ordunun iki kanadından her biri.
bir denklemde eşit imiyle ayrılmış olan iki ifadeden her biri.
göz ucuyla ve belli etmeksizin bakış.
kötü niyet.
düşmanca duygularla yüklü bakış.
düşmanca duygularla ya da pek beğenmeyerek, küçümseyerek bakmak.
kötü niyet beslemek.
(bir işte) kaypaklık etmek, dürüst davranmamak.
(bir işte) aldanmak.
doğrudan olmayan, dolaylı etki.
bir ilaç vb.nin iyileştirme etkisi yanında oluşturduğu istenmeyen etki.
bakmıyormuş gibi yaparak, göz ucuyla, belli etmeden bakmak.
➽yan bakmak.
için.
–e kalırsa.
(taşıt için) yavaş yol alan.
şekeri içine atılmamış, yanına konmuş olan kahve ya da çay.
bir omzu düşük bir biçimde ya da kollarını çok sallayarak yürüyen kimse.
yanında olarak, kendisiyle birlikte.
pek yakınlarında, yanında.
(bir şeyi) yanında, kendisiyle birlikte götürmek, yanında bulundurmak.
(birini) yanında çalıştırmak, (ona) iş vermek.
geçimini sağlamak için yanında bulundurmak.
çok kendini beğenmiş, çok kibirli.
çok öfkeli, her şeye kızan, karşısına çıkanı tersleyen.
(bir şeye, bir kimseye) bakarak, göre.
beraberinde olma.
(bir düşünceye) katılma.