unknown
(yapışıcı, yapışkan olan ya da yapışkan bir maddeye bulanmış bir şey) ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak.
sıkıca yakalayıp bırakmamak, sıkı sıkı tutmak, sarılmak, yakalamak.
iyice yaklaşmak, sokulup değmek.
aralık bırakmayacak biçimde bedenine, üzerine oturmak, dokunmak.
bir iş yapmak ereğiyle, hevesle bir şeyi eline almak, istekle kullanmaya başlamak.
birini rahatsız edecek denli peşini bırakmamak, isteğinde vb. direnmek.
başı çekeni çok yakından izlemek.