unknown
yemek eylemini yaptırmak, yemesini sağlamak.
ağzına yiyecek vermek, karnını doyurmak, beslemek.
bir şeyi başka bir şeyin içine azar azar katarak belli olmayacak durumda karıştırmak, eklemek.
(dikişte) kumaştaki bir fazlalığı herhangi bir biçimde ortadan kaldırmak.
(onur, şan, kibir, namus, nefis gibi kavramlarla birlikte ve olumsuz biçimiyle kullanıldığında) yakıştırmak, yaraştırmak.
bir kimseye rüşvet vermek.
yalanına inandırmak, yutturmak.