unknown
birini ya da bir şeyi gitmek üzere bulunan ya da gitmekte olan bir kimseye ya da şeye ulaştırmak.
zamanında hazır olmasını sağlamak, bitirmek.
duyurmak, iletmek.
birini, gerekli bir eylem için tam zamanında bir yere götürmek, ulaştırmak.
üretmek, geliştirmek, büyütmek.
(çocuk için) gelişip büyümesine, eğitimine vb. özen göstermek.
eğitim, öğrenim sağlamak.
söylememesi gereken bir şeyi hemen gidip söylemek.
yeterli olmasını, yetmesini sağlamak, idareli kullanmak.
sağlayıp vermek, götürmek.
aceleyle ulaştırmak.