Learn how to use özgürce in a turco sentence. Over 35 hand-picked examples.
Sorunu özgürce tartıştık.
Translate from turco to inglés
O parasını her zaman özgürce harcıyor.
Translate from turco to inglés
Kaybedecek bir itibarın yoksa; özgürce yaşarsın.
Translate from turco to inglés
Köpeğinin alanda özgürce koşmasına izin verdi.
Translate from turco to inglés
Onlar onun özgürce konuşma hakkını destekledi.
Translate from turco to inglés
Japonya'da hükümeti özgürce eleştirebiliriz.
Translate from turco to inglés
Kimse birbirini kandırmadığı sürece herkes özgürce yaşama hakkına sahip olmalı.
Translate from turco to inglés
Yine de bugünlerde hesap makineleri okul sınavlarında özgürce kullanılabilmektedir ve şu anda birçok okulda matematik sınavı sırasında duyulan tek ses çocukların hesap makinelerine hafifçe vurmalarıdır.
Translate from turco to inglés
Bu parayı özgürce harcayabilirsin.
Translate from turco to inglés
Özgürce konuşabilirsin, Tom.
Translate from turco to inglés
Bütün kinleri unut ve özgürce yaşamaya başla.
Translate from turco to inglés
Köpeğimin özgürce koşmasına izin verdim.
Translate from turco to inglés
O, özgürce yazamıyor.
Translate from turco to inglés
O, özgürce yazabiliyor mu?
Translate from turco to inglés
Sen özgürce yazabiliyor musun?
Translate from turco to inglés
Mary Tom'un parasını biraz özgürce harcadığını söylüyor.
Translate from turco to inglés
Her biri özgürce karar verebilir.
Translate from turco to inglés
Bu, başka her şeyden daha fazla, insanların özgürce ve mertçe yaşamasını engelleyen mülk ile ilgili kaygıdır.
Translate from turco to inglés
O, fikrini özgürce konuştu.
Translate from turco to inglés
Serbest çalışmanın avantajı zamanını özgürce bölebilmendir. Dezavantajı ise gerçekten gün boyunca çalışmak zorunda olmandır.
Translate from turco to inglés
Sen burada özgürce konuşabilirsin.
Translate from turco to inglés
Ben bu odayı özgürce kullanabilir miyim?
Translate from turco to inglés
Geyik parkın içinde özgürce dolaştı.
Translate from turco to inglés
Özgürce konuşabilirsem , bu reklam korkunçtur.
Translate from turco to inglés
Bazı insanlar kutup ayılarının Norveç sokaklarında özgürce dolaştığına inanıyor. Neyse ki, bu sadece saçmalık.
Translate from turco to inglés
Artık özgürce hareket edebilirim.
Translate from turco to inglés
Eğer yapabilsem, kafesli kuşların özgürce uçmasına izin veririm.
Translate from turco to inglés
Köle olarak yaşamaktanse özgürce ölmeyi tercih ederim.
Translate from turco to inglés
Tom özgürce şarkı söyleyecek.
Translate from turco to inglés
Vilâyatı Şarkiye Müdafaai Hukuku Milliye Cemiyeti'nin kuruluş amacı da, doğu illerindeki bütün halkın dinsel ve siyasal haklarının özgürce gelişimini sağlayacak yasal yollara başvurmak; adı geçen illerdeki Müslüman halkın tarihsel ve ulusal haklarını, gerektiğinde, uygar toplumlar önünde savunmak; doğu illerinde yapılan zulüm ve cinayetlerin nedenleriyle etmenleri ve bunları yapanlar ve yaptıranlarla ilgili tarafsızca soruşturma açarak suçluların çabuklukla cezalandırılmalarını istemek; Türklerle azınlıklar arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesine ve eskisi gibi iyi bağların pekiştirilmesine çaba göstermek; doğu illerindeki savaştan doğma yıkım ve yoksulluğu, hükümet katında girişimlerde bulunarak elden geldiğince giderme yollarını aramaktı.
Translate from turco to inglés
Biz; özgürce kullanıbilen, İngilizce-Japonca iki dilli bir külliyat oluşturduk.
Tüm kişiler tam ve özgürce dini düşünce özgürlüğüne sahip olacaktır; ayrıca hiç kimse herhangi bir dini kurumu sık sık ziyaret etmeye veya sürdürmeye zorlanamaz.
Boş zaman özgürce elden çıkarılabilen zamandır.
Batı Şeria'daki durum zordur ve de özgürce hareket edemezsiniz.
Özgürce sor.