Learn how to use anlatmak in a turco sentence. Over 92 hand-picked examples.
Daha sonra ne olacağını anlatmak yok.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'ye hayat hikayesini anlatmak istemedi.
Translate from turco to inglés
Tom'un sağlık problemlerini sana anlatmak etik olmazdı.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'ye olan hislerini anlatmak için doğru sözleri bulamıyor.
Translate from turco to inglés
Mesajınızı anlatmak bir yerlinin tam olarak söyleyeceği gibi onu söylemeye çalışmaktan çok daha önemlidir.
Translate from turco to inglés
Sana anlatmak istedim.
Translate from turco to inglés
Hikâyeyi anlatmak için sadece birkaçı kaçtı.
Translate from turco to inglés
Birisine anlatmak zorundaydım.
Translate from turco to inglés
Sana anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Sana anlatmak istemem.
Translate from turco to inglés
Size anlatmak istemem.
Translate from turco to inglés
Size anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Hayallerimi sana anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Birisi sonunda Tom'a anlatmak zorunda kalacak.
Translate from turco to inglés
İyi ile kötü arasındaki farkı anlatmak her zaman kolay değildir.
Translate from turco to inglés
Sana her şeyi anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Yine de geçmişimi anlatmak zorunda değildin.
Translate from turco to inglés
Tom'a anlatmak istiyor musun?
Translate from turco to inglés
Tom her şeyi Mary'ye anlatmak istemiyor.
Translate from turco to inglés
Size anlatmak istemiştim.
Translate from turco to inglés
Tom'a ne olduğunu sordum, ama bana anlatmak istemedi.
Translate from turco to inglés
Sizin anlatmak istediğiniz şey kabul edilinceye kadar, konuşma eğiliminde misiniz?
Translate from turco to inglés
Bir şeyler anlatmak istiyordu, ama anlatamıyordu.
Translate from turco to inglés
Tom'a her şeyi anlatmak zorundasın.
Translate from turco to inglés
Sana bir hikaye anlatmak istiyorum.
Translate from turco to inglés
Eminim ki, Tom'a anlatmak bir hata olurdu.
Translate from turco to inglés
Ona ne olduğunu sordum ama o bana anlatmak istemedi.
Translate from turco to inglés
Bir sonraki hikayeyi anlatmak ister misin?
Translate from turco to inglés
Meramımı anlatmak için yeterince iyi Fransızca konuşabilip konuşamadığımı bilmiyorum.
Translate from turco to inglés
Bana her şeyi anlatmak zorunda olduğunu söylemiyorum.
Translate from turco to inglés
Bunu ona anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Sana öykü anlatmak istiyorum.
Translate from turco to inglés
Ne olduğunu sana anlatmak istiyorum.
Translate from turco to inglés
Ona laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor.
Translate from turco to inglés
Bana her şeyi anlatmak zorundasın.
Translate from turco to inglés
Bana özgürlüğü mü anlatmak istedin?
Translate from turco to inglés
Tom'a anlatmak zorunda mıyız?
Translate from turco to inglés
Bilirsin, o aynı hikayeyi şimdi tekrar anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Hikaye anlatmak ister misin, yoksa benim anlatmam mı gerekiyor?
Translate from turco to inglés
Sana her şeyi anlatmak için zaman yok.
Translate from turco to inglés
Cahile laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.
Translate from turco to inglés
Sana hikayeyi anlatmak istiyorum.
Translate from turco to inglés
Bunu Tom'a anlatmak için sabırsızlanıyorum.
Translate from turco to inglés
Ona sırrı anlatmak için can atıyordum.
Translate from turco to inglés
Her şeyi tekrar anlatmak istemiyorum.
Translate from turco to inglés
Sana onun hakkında anlatmak istiyorum.
Meramını anlatmak için sadece otuz saniyen var.
Ne olduğunu okuyucularına anlatmak zorundaydı.
Bana ders anlatmak zorunda değilsin.
Yeni bir yaşamım hakkındaki her şeyi size anlatmak istiyorum.
Tom, Mary'ye anlatmak için asla sıkıntı çekmedi.
Onlar sana hikayelerini anlatmak istiyorlar.
Dan, o ve Linda'nın nasıl tanışmış olduklarını anlatmak istemedi.
Bana anlatmak için bir nedenin olmalı.
Sana anlatmak istiyorum, ama yapamam.
Gördüklerini polise anlatmak zorundasın.
Bütün hikayeyi anlatmak uzun zaman alırdı.
Dersin içeriğini yeniden anlatmak için kendi sözlerini kullan.
Olanları ona anlatmak zorunda bırakmaktan korktu.
Yabancı bir dilde derdini anlatmak zor değil mi?
Olanları size anlatmak istiyorum.
Olanları ona anlatmak için şimdi Tom'un evine gidiyorum.
Ona bunu anlatmak için şimdi Tom'un evine gidiyorum.
Olanları bana anlatmak zorunda değildin. Zaten biliyordum.
Fıkra anlatmak hoşuma gidiyor.
Kısaca anlatmak gerekirse, onun müzik yeteneği yok.
Fransızcam derdimi anlatmak için yeterince iyi değildi.
Tom, olanları kimseye anlatmak istemedi.
Ne olduğunu Tom'a anlatmak istemez misin?
Olanları Tom'a anlatmak zorundayız.
Tom, Mary'ye olanları anlatmak istemediğini söyledi.
"Bana anlatmak istediğin şey bu mu?" "Evet, hepsi bu."
Bunu kelimelerle anlatmak olanaksız.
Tom bana her şeyi anlatmak istemedi.
Sami o konuyu Leyla'ya anlatmak için sabırsızlanıyor.
Sami, Leyla'ya o konuyu anlatmak istedi.
Sami o hikayeyi anlatmak istedi.
Tom'a yarın gerçeği anlatmak zorundayım.
Cahile söz anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür.
Cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur.
Bana, neler olduğubu anlatmak ister misin?
Tom'a her şeyi anlatmak zorunda kalacağız.
Gelin bugün, yarın anlatmak istediğimiz masalları yazalım.
Tom'a bir şey anlatmak istemiyorum.
Gerçekleri tüm çıplaklığı ile anlatmak kolay değildir.
Sana anlatmak istediğim bir şey var.
Bir daha Tom'a anlatmak zorunda kalmayacağım.
Tom'a ne olduğunu anlatmak istiyorum.
Tom'a ne olduğunu anlatmak istedim.
Size küçük bir öykü anlatmak istiyorum.
Hiç dinlemiyorsun. Sana laf anlatmak duvara konuşmak gibi.
Sana her şeyi anlatmak isterdim ama buna hakkım yok.