Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

turco example sentences with "böylesine"

Learn how to use böylesine in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.

John gibi böylesine dürüst bir insan yalan söylemiş olamaz.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir silahlanma için paramızın olup olmadığı sorusunu göz önüne almalıyız.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir köpeği asla görmedim.
Translate from turco to inglés

Aklında ne olduğuna dair hiçbir fikrim yok, böylesine olumlu teklifi reddetti.
Translate from turco to inglés

Böylesine kitapları okumanın faydası nedir.
Translate from turco to inglés

Asla böylesine güzel bir gün batımı görmedim.
Translate from turco to inglés

Şimdiye kadar böylesine güzel bir gün batımı gördün mü?
Translate from turco to inglés

Böylesine loş bir odada kitap okumayın.
Translate from turco to inglés

Böylesine loş bir odada çalışmak imkansızdır.
Translate from turco to inglés

Böylesine bir günde canım dışarı çıkmak istemiyor.
Translate from turco to inglés

Ben böylesine pahalı bir restoranda yemek yemeği göze alamam.
Translate from turco to inglés

Böylesine bir insana güvenilemez.
Translate from turco to inglés

Hakkında böylesine bir yaygara yapacak bir şey yok.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir hediye bizim için beyaz bir fildir.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir ev almana gerek yoktu.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir evi geçindirmek için çok para gerekir.
Translate from turco to inglés

Böylesine kocaman bir karpuz hiç görmedim!
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir miktarda parayı nasıl harcayacaksın?
Translate from turco to inglés

Konuşmayı böylesine gürültülü bir odada sürdüremeyiz.
Translate from turco to inglés

Böylesine hoş bir partide asla bulunmadım.
Translate from turco to inglés

Ben böylesine sakin bir yer olduğunu asla hayal etmedim.
Translate from turco to inglés

Böylesine kişisel bir soru sorduğum için lütfen beni affet.
Translate from turco to inglés

Hiç kimse böylesine büyük bir şehri asla havadan ikmal etmeye çalışmamıştı.
Translate from turco to inglés

Böylesine geç bir saatte geldiğim için özür dilerim.
Translate from turco to inglés

Tom böylesine güzel bir yemek için ödeyecek yeterince parası olup olmadığı hakkında endişeli.
Translate from turco to inglés

Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.
Translate from turco to inglés

Tom'un böylesine pahalı bir gerdanlığı almaya asla gücü yetmedi.
Translate from turco to inglés

Böylesine gürültülü bir yerde yaşamaktan nefret ediyorum.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir aileye bakmak zorunda olacağımı asla düşünmemiştim.
Translate from turco to inglés

Böylesine kitaplar onun için çok zordur.
Translate from turco to inglés

Böylesine büyük bir balina asla görmedim.
Translate from turco to inglés

Böylesine pahalı bir bisikleti alacak kadar delisin.
Translate from turco to inglés

Böylesine pahalı bir arabayı almayı göze alamam.
Translate from turco to inglés

Böylesine kötü bir çocuk asla görmedi.
Translate from turco to inglés

Böylesine önlemler gerekli değildi.
Translate from turco to inglés

Böylesine bir yasaya uymak zorunda değilsin.
Translate from turco to inglés

Parti böylesine büyük bir başarıydı.
Translate from turco to inglés

Böylesine zor bir işten sonra yorgun olmalı.
Translate from turco to inglés

Böylesine küçük bir gelirle geçinemem.
Translate from turco to inglés

Parkta böylesine çok kuş var.
Translate from turco to inglés

Böylesine bir muameleye katlanmazlar.

Böylesine güzel bir gün batımı görmedim.

Böylesine şiddetli bir kar yağışı asla olmadı.

Çok az sayıda insan böylesine pahalı bir arabayı satın alabilir.

Böylesine aptalca bir şeyi yapmamaya karar verdim.

Böylesine saçma bir hikayeyi sana kim anlattı?

Bana böylesine güzel bir hediye gönderdiğiniz için çok naziksiniz.

Ona böylesine kaba şeyler söylememelisin.

Böylesine pahalı bir araba almak söz konusu değil.

Böylesine büyük miktarda parayı nasıl edindin?

Böylesine büyük miktarda parayı nasıl kazandın?

Böylesine bir davranış için aşağılamaktan başka hiçbir şey hissetmiyorum.

Böylesine bir hata yapmak onun dikkatsizliğiydi.

Böylesine şefkatli bir aileye sahip olduğun için şanslısın.

Hiç kimse faiz oranlarında böylesine keskin bir düşüş beklemiyordu.

Onun böylesine dikkatsiz bir hata yapması muhtemeldir.

Böylesine dikkatsiz bir hatayı tekrarlama.

Böylesine dikkatsiz hatalar yapma.

Böylesine bir hata yapmak senin aptallığın.

Anlamadığım şey böylesine güzel bir günde çocukların dışarıda oynamasına niçin izin verilmediğidir.

Böylesine cesur olmasaydın, muhtemelen ölmüş olurdun.

Hayatımda hiç böylesine huzurlu bir görüntü görmedim.

Keşke Tom'un böylesine aptalca bir şey yapmasını durdursaydım.

Ne böylesine değerliydi?

O böylesine tatlı bir adam.

Detay için böylesine harika bir gözün var.

Böylesine güzel bir adam gibi görünüyordu.

Senin için böylesine büyük bir hayal kırıklığı olduğum için üzgünüm.

Tom böylesine hoş bir adam.

Böylesine iyi bir işiniz olduğu için çok şanslısınız.

Tom, böylesine iyi bir teklifi reddedemezdi.

İşte böylesine kritik bir aşamadayız.

Çok şükür henüz böylesine rastlamadık.

Böylesine barışçıl bir manzara görmedim.

Onu ilk kez böylesine hüngür hüngür ağlarken gördüm.

Böylesine ağır vergiler iliğimizi kuruttu.

Böylesine soğuk bir gecede onu bekletmemeliydin.

Böylesine uzun bir süreden sonra hepinizle görüşmeyi dört gözle bekliyorum.

Böylesine hoş bir sürprizle karşılaştığımdan beri uzun zaman oldu.

Hiç böylesine güzel bir film gördün mü?

Sen hiç böylesine iyi bir müzik dinledin mi?

Böylesine bir mükemmelliğe ulaşmak için ne kadar süre eğitim gördün?

Romanlarınız için böylesine ilginç konuları nasıl buluyorsunuz?

Neden Boston turistler için böylesine popüler bir yerdir?

Tom böylesine çekingen bir adam. O oldukça kendine güvensiz gibi görünüyor.

Böylesine mükellef bir kahvaltı yapmış olmasaydım, öğle yemeğini seve seve sizinle yerdim.

Böylesine harika bir zaman geçirdik.

Böylesine güzel bir hayvan gördüğüme memnun oldum.

Böylesine kısa başparmaklar piyano çalmanı kolaylaştırmayacak.

O böylesine korkunç bir fikir değil.

Bu, çocuk yetiştirmek için böylesine harika bir yer olurdu.

O böylesine uzun bir liste değil.

Böylesine korkunç bir romanı asla okumadım.

Neden bu böylesine büyük bir sır?

Böylesine kötü bir şansım var.

Böyle bir yerde böylesine güzel bir yer bulacağımı asla beklemiyordum.

Böylesine kötü bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.

Tom'un annesi böylesine bir dedikoducu.

Sen böylesine çılgın bir sürücüsün; beni deli ediyorsun.

Böylesine uzun bir uçuştan sonra muhtemelen yorgunsun.

Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés