Learn how to use birbirini in a turco sentence. Over 67 hand-picked examples.
Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.
Translate from turco to inglés
Onlar birbirini çok iyi tanımıyorlar.
Translate from turco to inglés
John ve Mary birbirini seviyordu.
Translate from turco to inglés
İki adam birbirini suçladı.
Translate from turco to inglés
Çocuklar birbirini suçladılar.
Translate from turco to inglés
Odadakilerin hepsi birbirini tanır.
Translate from turco to inglés
Annemle babam birbirini dağlarda tanımış.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary'nin birbirini tanıdığını sanmıyorum.
Translate from turco to inglés
Birbirini aldatmayacak olgunluğa erişmek herkesin harcı mı?
Translate from turco to inglés
Kimse birbirini kandırmadığı sürece herkes özgürce yaşama hakkına sahip olmalı.
Translate from turco to inglés
Dün söylediği geçen hafta söylediğiyle birbirini tutmuyor.
Translate from turco to inglés
Onun dün söylediği geçen hafta söylediği ile birbirini tutmuyor.
Translate from turco to inglés
İki kadın birbirini tanıyor.
Translate from turco to inglés
Ne olursa olsun birbirini seven iki aşıktadır sevgi.
Translate from turco to inglés
Kimsenin birbirini kıskanmamasını isterdim.
Translate from turco to inglés
Onun yaptıklarıyla söyledikleri birbirini tutmuyor.
Translate from turco to inglés
Odadaki herkes birbirini tanıyordu.
Translate from turco to inglés
Bu fantezi kitap gösterişli çok güzel büyülerin bir birbirini izlemesidir ve onun yerine bu onu sıkıcı yapar.
Translate from turco to inglés
Sanırım Tom ve Mary birbirini seviyor.
Translate from turco to inglés
Newton'un yer çekimi kanunu organların birbirini çekme tarzıyla ilgili birçok bilimsel deney ve gözlemlere dayalı matematiksel bir anlatımdır.
Translate from turco to inglés
İnsanların birbirini sevdiği bir dünyada yaşamak istiyorum.
Translate from turco to inglés
İnsanların birbirini sevdiği bir dünyada yaşamayı hayal ediyorum.
Translate from turco to inglés
Ben sadece herkesin birbirini sevmesini istiyorum.
Translate from turco to inglés
İki insan birbirini anlarsa evlilik harika bir şey olabilir.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary birbirini tanıyor ama onlar tam olarak arkadaş değil.
Translate from turco to inglés
Onlar birbirini tanıyordu.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary birbirini çok seviyor.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary birbirini önemsiyor.
Translate from turco to inglés
Kızlar birbirini eleştirir.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary birbirini hak ediyor.
Translate from turco to inglés
Prenses ve İrlandalı birbirini tanıyordu ve evlilerdi ve bir yıl bir gün süren büyük bir düğün yapmışlardı.
Translate from turco to inglés
İki sincap büyük bir ağacın gövdesinin etrafında birbirini kovaladı.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary birbirini çok seviyor olmalı.
Translate from turco to inglés
Onlar birbirini sevdi.
Translate from turco to inglés
Ebeveynlerim birbirini seviyor.
Translate from turco to inglés
Onlar gerçekten birbirini sevdi.
Translate from turco to inglés
Kızlar barda birbirini öptü.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary o üniversiteye gittiğinden beri birbirini görmedi.
Translate from turco to inglés
Tom ve Mary gerçekten birbirini sevdi.
Translate from turco to inglés
İki palyaço birbirini tokatladı.
Translate from turco to inglés
Aşk ve arkadaşlık birbirini dışlar.
Translate from turco to inglés
Onlar birbirini tamamladı.
Translate from turco to inglés
Sanırım bu gençler birbirini seviyor.
Onlar birbirini sıcak bir şekilde selamladı.
Kader iki kişinin birbirini aramadan bulmasıdır.
Tom ve Mary birbirini tanıyor mu?
Tom ve Mary'nin birbirini sevdiğini herkes biliyor.
Tom ve Mary birbirini küçümser.
Klasik müzik dinlemek ile öğrenmek birbirini tamamlar.
Onlar ailelerinin birbirini sevmediğini bulmuşlardı.
Tom'un ve Mary'nin birbirini çok sevdiğini sanmıyorum.
Sarılırken birbirini onarırsın!
Birbirini ait olan insanlar, her zaman mucisevi bir şekilde tekrar kavuşular.
Birbirini bulanlar, sözcükler olmadan da anlaşırlar.
Körler sağırlar birbirini ağırlar.
Yahudiler İsa'yı tanımaz. Protestanlar Papa'yı tanımaz. Baptistler içki dükkânında birbirini tanımaz.
Yin ve Yang karşıt olmaktan ziyade birbirini tamamlayan güçlerdir.
Eskiden bütün komşular birbirini ziyaret ediyordu.
İkisi birbirini suçladı.
İkisi de birbirini suçladı.
Günler birbirini izledi.
Herkes birbirini tanıyor.
Körler sağırlar birbirini ağırlıyor.
Ruhlarımız yeniden birbirini buldu.
Onlar birbirini sevdiler.
Benzer olanlar birbirini bulur.
Köyümüzde herkes birbirini tanır.