Learn how to use burnunu in a turco sentence. Over 95 hand-picked examples.
Bisikletimi çaldın ve şimdi ben senin ağzını burnunu dağıtacağım.
Translate from turco to inglés
Diğer insanların işine burnunu sokmaktan vazgeç.
Translate from turco to inglés
Benim özel hayatıma burnunu sokma.
Translate from turco to inglés
Annem her zaman benim özel hayatıma burnunu sokuyor.
Translate from turco to inglés
Tom bazen kamusal alanda burnunu karıştırır.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu kaşıdı.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu çekiyor.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu sümkürdü.
Translate from turco to inglés
Tom obua sırasında yüksek sesle burnunu sildi.
Translate from turco to inglés
Öğretmen burnunu her şeye sokar.
Translate from turco to inglés
burnunu pencereye yasladı.
Translate from turco to inglés
Başkalarının işlerine burnunu sokma.
Translate from turco to inglés
Tom başkalarının işine burnunu soktu.
Translate from turco to inglés
Kedi burnunu pencereye dayadı.
Translate from turco to inglés
Burnunu sil.
Translate from turco to inglés
Burnunu öyle sümkürme.
Translate from turco to inglés
Sen çok burnunu sokuyorsun.
Translate from turco to inglés
Annem her zaman özel hayatıma burnunu sokar.
Translate from turco to inglés
Başkasının işine burnunu sokma!
Translate from turco to inglés
Hayatımın hemen hemen her alanına sen burnunu soktun.
Translate from turco to inglés
Sen hayatımın her alanına burnunu sokuyorsun.
Translate from turco to inglés
Kişisel hayatıma çok burnunu sokuyorsun.
Translate from turco to inglés
Neden kişisel hayatıma burnunu sokuyorsun?
Translate from turco to inglés
Tom bir mendil çıkardı ve burnunu sildi.
Translate from turco to inglés
Tom her şeye çok fazla burnunu sokar.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu oynattı.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu deldirdi.
Translate from turco to inglés
Burnunu karıştırma.
Translate from turco to inglés
Mary'nin burnunu sürt.
Translate from turco to inglés
Burnunu karıştırma!
Translate from turco to inglés
Tom burnunu karıştırıyor.
Translate from turco to inglés
Başka insanların işine burnunu sokma!
Translate from turco to inglés
Tom Mary'nin erkek kardeşi ile dövüştü ve burnunu kırdırdı.
Translate from turco to inglés
Lütfen işlerime burnunu sokma.
Translate from turco to inglés
Tom mendilini çıkardı ve burnunu sümkürdü.
Translate from turco to inglés
Burnunu çekmeyi bırak.
Translate from turco to inglés
O, kendi burnunu deldi.
Translate from turco to inglés
Sen hiç öğretmen varken burnunu karıştırdın mı?
Translate from turco to inglés
Burnunu bu mendille sil.
Translate from turco to inglés
Tom mendiliyle burnunu ve ağzını kapattı.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu cama dayadı.
Translate from turco to inglés
Tom burnunu tuttu.
Translate from turco to inglés
Burnunu temizle.
Translate from turco to inglés
Tom'un burnunu çektiğini duydum.
Translate from turco to inglés
Belki de, bütün bu kitapları çöpe atsam, küçük burnunu öpsem ve tüm endişelerimi ve zorluklarımı unutsam daha iyi olurdu.
Translate from turco to inglés
İşime burnunu sokma.
Translate from turco to inglés
Eğer birisi için yemek hazırlıyorsan, lütfen burnunu çekme, kıçını kaşıma veya ellerine hapşırma.
Translate from turco to inglés
Düştü ve burnunu kırdı.
Translate from turco to inglés
Tom onun burnunu kırdı.
Translate from turco to inglés
Babam her zaman burnunu özel hayatıma sokuyor.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'nin erkek kardeşiyle bir kavgaya karıştı ve burnunu kırdı.
Translate from turco to inglés
Ben Tom'un burnunu kırdım.
Her şeye burnunu sokma.
Tom bir mendile burnunu sümkürdü.
Benim özel hayatına burnunu sokma.
O burnunu kesti.
Onun burnunu çektiğini duydum.
Tom koluna burnunu sildi.
Annem her zaman işlerime burnunu sokar.
Neden her zaman burnunu sokuyorsun?
Burnunu tıka böylece pis kokuyu koklamazsın.
O, burnunu koluna sildi.
O, erkek arkadaşına vurdu ve onun burnunu kırdı.
Benim işlerime burnunu sokma.
Benim kişisel işlerime burnunu sokma.
Mary burnunu deldirdi.
Herkesin önünde burnunu karıştırmamalısın.
O burnunu deldirdi.
Tom burnunu kırıştırdı.
Tom burnunu pencereye dayadı.
Tom burnunu çekti.
Tom burnunu her şeye sokar.
Maria burnunu çekiyor, şimdi ağlamaya başlıyor.
Kızımın burnunu delmesine izin vermezdim.
Tom bir kavgada burnunu kırdırdı.
Tom her zaman burnunu bir kitapta gömdü.
Kimsenin özel hayatıma burnunu sokmasını istemiyorum.
Tom yine politikaya burnunu soktu.
Tom yine siyasete burnunu soktu.
Tom'un bu kadar her şeye burnunu sokan biri olacağını düşünmemiştim.
Tom bugün çok burnunu çekiyor. Nezle olmuş herhâlde.
Başkasının işine burnunu sokma.
Bu işe burnunu sokmasan olur mu acaba?
Julia gözlerini ve burnunu ovalar, gülü alır, odadan çıkar.
Bebeğin burnunu çimdikledim ama hafifçe.
Benim işime burnunu sokacağına neden sadece kendi işinle ilgilenmiyorsun?
Benim işime burnunu sokacağına kendi işine bak!
Burnunu karıştırmayı kes.
Kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu soktu.
Başkasının işine burnunu soktu.
Öğretmenin önünde burnunu karıştırıyordu.
Kendisini ilgilendirmeyen bir şeye burnunu soktu.
Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.
Ali üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokmaz.
Burnunu beğenmediği için estetik ameliyatı olmak istiyor ancak narkoz almaktan korkuyordu.