Learn how to use cirit in a turco sentence. Over 7 hand-picked examples.
Bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın deli kulları pek çokmuş. Çok demesi pek günahmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde, develer tellal, pireler berber, horozlar imam iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ninem düştü beşikten, dedem düştü eşikten. Biri kaptı maşayı, biri kaptı şişeyi, gösterdiler köşeyi. Ben kaçtım onlar kovaladı, onlar kovaladı ben kaçtım. Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik. Dönüp bir de arkamıza baktık ki ne görelim? Bir arpa boyu yol gitmişiz. Neyse, bir zamanlar Kaf Dağı'nın ardındaki çok uzak bir memlekette bir padişah yaşarmış.
Translate from turco to inglés
Cirit oynamayı sever.
Translate from turco to inglés
Kedinin olmadığı yerde fareler cirit atar.
Translate from turco to inglés
Bodrumunuzda sıçanlar cirit atıyor.
Translate from turco to inglés
Cirit, okçuluk gibi yarışlarda karşı karşıya gelen takımları destekleyen padişahlar, onlar için de kalıcı eserler yaptırmışlardır.
Translate from turco to inglés
Bu müsabakalar sayesinde hem ata sporu olan cirit gelişmiştir hem de bu vesileyle askerler her dönem savaşa hazır tutulmuştur.
Translate from turco to inglés
14-15 yaşlarındaki liseli veletlerin cirit attığı platformlardan uzak duruyorum.
Translate from turco to inglés