Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

turco example sentences with "ekonomik"

Learn how to use ekonomik in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bu yılın sonunda bir ekonomik kriz olacak.
Translate from turco to inglés

Çalşmak sadece ekonomik yararlar ve maaş için önemli değildir, fakat aynı zamanda sosyal ve psikolojik ihtiyaçlar ve toplumun iyiliği için bir şey yapma duygusu için.
Translate from turco to inglés

Her şahsın, cemiyetin bir üyesi olmak itibarıyla, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.
Translate from turco to inglés

Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.
Translate from turco to inglés

Onun yerine az önce tanımladığım iki ekonomik değişkenin tartışmasına döneceğim.
Translate from turco to inglés

Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?
Translate from turco to inglés

Oh evet,haklısın.Pekala,bu senin ekonomik olan alışveriş şeklin öyleyse.
Translate from turco to inglés

Biz ekonomik bir otelde kaldık.
Translate from turco to inglés

Ekonomik arabalar size tasarruf sağlar.
Translate from turco to inglés

Eğer üniversiteye gidebilirse ebeveynlerinden ekonomik olarak bağımsız olabileceğini düşündü.
Translate from turco to inglés

Daha sonra, diğer birçok ülkeden olanlar büyük ekonomik imkanlarla ilgili raporlar ve dini ve politik özgürlük tarafından cezbedildikleri için Amerika Birleşik Devletlerine akın ettiler.
Translate from turco to inglés

Bu yıl herhangi bir ekonomik revizyon beklenmiyor.
Translate from turco to inglés

Bu dergiye göre, Japonya'da ekonomik durum yıldan yıla gittikçe kötüleşiyor.
Translate from turco to inglés

Benim bu hükümet hakkındaki izlenimim onların daha güçlü bir ekonomik politikaya ihtiyaçları olduğu, aksi takdirde gelecekte büyük sorunlarla karşılaşacaklarıdır.
Translate from turco to inglés

Ekonomik konuta acil bir ihtiyaç vardır.
Translate from turco to inglés

Yazılım şirketi ekonomik durgunluk sürecinde büyük başarısızlığa uğradı.
Translate from turco to inglés

Ekonomik durgunluğa karşın, ticari ürün fiyatları hala yüksek.
Translate from turco to inglés

Ekonomik durum daha da kötüleşti.
Translate from turco to inglés

İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.
Translate from turco to inglés

Banka ekonomik durgunluk sırasında çöktü.
Translate from turco to inglés

Ekonomik nedenlerden dolayı plandan vazgeçti.
Translate from turco to inglés

O ekonomik yönden ebeveynlerinden bağımsız.
Translate from turco to inglés

Ekonomik olarak ailemden bağımsızım.
Translate from turco to inglés

Ekonomik durum şimdi iyi değil.
Translate from turco to inglés

Ailesinden ekonomik olarak bağımsızdır.
Translate from turco to inglés

Japon mali otoriteleri ekonomik yönetimlerinde ulusal güveni yenilemek için önlemleri tartıyorlar.
Translate from turco to inglés

Japon ekonomik sorunları hakkında biraz bilgi almak için, bu kitabı çok faydalı bulacaksın.
Translate from turco to inglés

Çinli yetkililer ekonomik büyümenin dünya ekonomisinden dolayı üç yıl içinde en düşük seviyesine düştüğünü söylüyor.
Translate from turco to inglés

Ben birey olarak ekonomik olanı tercih edebilirim.
Translate from turco to inglés

Ülkemde ve dünya'da savaşlar yaşanmasa ve ülkemdeki insanların ekonomik durumu iyi olsa ben zaten mutlu olurum.

Dünya savaşların yaşandığı bir yer olmamalı ve yeni ekonomik bir modellemeyle her ülke kardeşçe birbiriyle geçinebilmeli.

Bir ülkenin ekonomik gücü sadece üretme kabiliyetinde değil aynı zamanda tüketme yeteneğinde de bulunur.

Lander ayaklanmanın ve çete davranışının yoksulluğun ve kötü ekonomik koşulların bir sonucu olduklarını varsayıyor.

Ekonomik durum hiç içaçıcı değil.

Bütün ekonomik modellerin defektleri vardır.

Dünyanın sorunu ekonomik modellerdedir.

Hangisi daha önemlidir, ekonomik büyüme mi yoksa çevrenin korunması mı?

O ülkenin ekonomik durumu günden güne değişiyor.

Yeni ulus, Japonya'nın ekonomik etkisi altında.

Kriz ekonomik ideolojide bir devrim başlatabilir.

Ekonomik büyüme çevre kirliliği pahasına sürdürülmemelidir.

Avrupa için ekonomik kriz kapıda.

Peki, belirsizliğin ekonomik faturası ne olacak?

Ekonomist, sürüp giden bir ekonomik kriz sezinledi.

Menkul kıymetler borsası sürüp giden bir ekonomik kriz içindedir.

İnsanlar, ekonomik ve duygusal yönden birbirlerine bağımlı olmamalıdır.

Anne babasından ekonomik olarak bağımsız değildir.

Artık ekonomik olmadığı için feribot servisini kapattılar.

Taksiye binmek yerine otobüsle gitmek daha ekonomik.

Amerika Birleşik Devletlerinin Burmaya karşı ekonomik yaptırımları resmen sona erdi.

Şimdiki ekonomik kriz için cumhuriyetçi parti suçlanacak mı?

Dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden biri ile Çin büyük bir ekonomik güç.

Geçen yıl bir ekonomik belirsizlik dönemiydi.

Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, herhangi bir ürünü alıp almayacağımıza karar verirken fiyat baskın faktör haline gelir.

Ben her zaman ekonomik iyileşme hakkında güvence duyuyorum, ama ben hâlâ onu görmedim.

Onlar bir dizi büyük ekonomik programlar başlattı.

Ülkenin ekonomik durumu kötüleşti .

Dan'ın paraya ihtiyacı vardı ve babasından ekonomik destek istedi.

Ülkenin ekonomik durumu kötüleşti.

Londra ekonomik ve kültürel sebeplerden ötürü çok önemliydi.

İtalya kendi tarihindeki en kötü ekonomik krizin içinde.

İtalya, tarihindeki en kötü ekonomik krizi yaşıyor.

Bu artış ile birlikte, dünyanın ekonomik organizasyonda bir değişiklik oldu.

Ekonomik kalkınma Afrika için önemli.

Bugün Japonya dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olarak kabul edilir.

Benim ülkem ve seninki arasında artık ekonomik işbirliği olmayacaktır.

Feministler tüm cinsiyetlerin siyasal, sosyal ve ekonomik eşitliğine inanırlar.

Ekonomik durum çok iç karartıcı.

Bir ekonomik kriz yıl sonunda vuracak.

ABD'nin ekonomik gücü eskisi gibi değil.

Japonya ekonomik güç olarak Çin'i geçiyor.

Ekonomik kriz için sert önlemler uygulamamız gerekir.

Ekonomik açıdan anlamsız.

Tom bu kötü ekonomik zamanlarda çok iş yapmıyor.

Ekonomik küçülmeye başlama zamanı.

O zaman, ülkemiz ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.

Yüksek tasarruf oranı Japonya'nın güçlü ekonomik büyümesi için bir faktör olarak kabul edilmektedir.Çünkü o bol yatırım sermayesi kullanılabilirliği anlamına gelmektedir.

Medya son birkaç ay içinde sadece bir şey tartışmıştır; ekonomik kriz.

Biz ekonomik bir araba istedik.

Eğitim için daha fazla para ekonomik büyümeyi teşvik edecek.

Tom ekonomik danışmanlarla toplantı yapıyor.

Biz burada farklı etnik ve ekonomik çıkarlar buluyoruz.

Eğer kendi kendine yetmeyi vergiye tâbi yapmış olsalar, tüm ekonomik sorunlar çözülürdü.

Böyle güçlü ekonomik büyüme sürdürülemez.

Parayı övmeyen ekonomik sistemler var.

Japonya, dünyadaki en büyük ekonomik güçlerden biridir.

MİT, 2030 yılına kadar küresel ekonomik çöküş öngördü.

Onlar ekonomik bir araba istediler.

Japon ekonomik sistemi değişmek üzere.

Bu yasa ekonomik durgunlukların olumsuz etkilerini hafifletir.

Japonya ekonomik güçte Çin'i aşıyor.

Ülke çapında bir ekonomik patlama ile ziyaret edildik.

Böyle bir ekonomik program yoksulların pahasına zenginlere yardımcı olacaktır.

Ülkemizin altyapısı kırılgandır ve ekonomik bir şok geçirirse tamamen çökebilir.

Yüksek vergiler ekonomik büyümeyi engelliyor.

Ekonomik özgürlük yaşam kalitesini arttırır.

O ekonomik biçimde yaşar.

Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.

Hanson, uluslararası ekonomik gelişmelerin 17. yüzyılda büyük emek göçlerine yol açtığını söylediğinde hatalıdır.

Sarsılan diplomatik ilişkiler iki ülke arasındaki ekonomik bağları koparmadı.

Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés