Learn how to use elle in a turco sentence. Over 81 hand-picked examples.
Taslak elle yazılmıştı.
Translate from turco to inglés
Sırası gelmişken, bu odada klimaya benzer bir şey yok. Onun sahip olduğu tek şey elle tutulan kağıt yelpaze.
Translate from turco to inglés
1969'da ticari bilgisayarlar için sanal bellek üzerine tartışma sona erdi. David Sayre tarafından yönetilen bir IBM araştırma ekibi sanal bellek yükleme sisteminin tutarlı olarak en iyi elle kontrol edilen sistemlerden daha iyi çalıştığını gösterdi.
Translate from turco to inglés
Ona sigara içmemesini elle işaret ettim.
Translate from turco to inglés
Tom tek elle topu yakaladı.
Translate from turco to inglés
Bunu elle mi diktin?
Translate from turco to inglés
O, binlerce elle tokalaştı.
Translate from turco to inglés
Topu bir elle yakaladım.
Translate from turco to inglés
Dikiş elle yapılan iştir.
Translate from turco to inglés
Bu kazak elle yapıldı.
Translate from turco to inglés
Kız ağır kutuyu tek elle kaldırdı.
Translate from turco to inglés
Elle yazı eklemeye gerek duymayacağım.
Translate from turco to inglés
Bunu tek elle yapabilirim.
Translate from turco to inglés
Tırpanlar elle çim biçmek için kullanılırlar.
Translate from turco to inglés
Bunu elle yapmak zorunda kalacağım.
Translate from turco to inglés
Adres elle yazılmış.
Translate from turco to inglés
En iyi iplik elle bükülendir.
Translate from turco to inglés
Fakat bu söylediğin sözün, elle tutulacak yanı yok.
Translate from turco to inglés
Bunu elle yapacağım.
Translate from turco to inglés
Elle tutulur bir şey yap.
Translate from turco to inglés
Tom bana Mary'den elle yazılmış bir not verdi.
Translate from turco to inglés
Mektup elle yazılmıştı.
Translate from turco to inglés
Kartal, elle beslenmeliydi.
Translate from turco to inglés
Ertesi sabah o, posta kutusunda elle yazılmış bir mektup buldu.
Translate from turco to inglés
Sütyenlerimi her zaman elle yıkarım.
Translate from turco to inglés
O zamanlar, tüm hesaplamalar elle yapıldı.
Translate from turco to inglés
Tom'un onu sadece bir elle nasıl yapabildiği şaşırtıcı.
Translate from turco to inglés
Tom sol elle yazar.
Translate from turco to inglés
Tom topu tek elle yakalayamadı.
Translate from turco to inglés
Ben mektupları hala elle yazmayı tercih ediyorum.
Translate from turco to inglés
Bu metni elle yazamam.
Translate from turco to inglés
Çinliler tek elle birden ona kadar sayarlar.
Translate from turco to inglés
Ben sol elle yazmaya çalıştım.
Translate from turco to inglés
Ben öğrenciyken, solak çocuklar okulda sağ elle yazmaya zorlanıyorlardı.
Translate from turco to inglés
Sol elle nasıl yazacağımı bilmiyorum.
Translate from turco to inglés
Mary çamaşırını çamaşır yıkama tahtasında elle yıkar.
Translate from turco to inglés
Üzüm hasadı elle yapılır.
Translate from turco to inglés
Elle mektuplar yazarak çok zaman harcıyoruz.
Translate from turco to inglés
Ne yazık ki, bu sadece elle yapılan çalışmaydı.
Translate from turco to inglés
Tom tek elle ipi yakaladı.
Translate from turco to inglés
Ağır bir kutuyu tek elle yakalayamazsın.
Translate from turco to inglés
Tüm kitap elle yazılmış.
Translate from turco to inglés
Sadece tek elle alkışlayamazsın.
Translate from turco to inglés
İki elle kazan, biriyle harca.
Translate from turco to inglés
İşin çoğu elle yapılmak zorunda.
Translate from turco to inglés
Eski el yazmaları elle kopyalanırlardı.
Translate from turco to inglés
Tom oturmam için elle işaret etti.
Translate from turco to inglés
Telefon ve laptop bataryalarında kullanılan kobaltın bir kısmı Kongo'da elle aranarak bulunur.
Mary havaalanında elle arama yapıldı.
Bir tavşanı elle yakalamak zordur.
Tom Mary'nin sessiz olması için elle işaret etti.
Her şeyi elle yapıyorum.
Köy halkı suyu kuyudan elle pompalamak zorundaydı.
Yakın zamana kadar, ihtiyacımız olan şeylerin çoğu elle yapıldı.
Her şeyi elle yaptık.
Boş elle geri dönmek zorunda kaldık.
Bu tabaklar elle boyanmıştır.
Fırsatı her iki elle de değerlendirmelisin.
Eve boş elle gitmek istemiyorum.
Çamaşırları elle yıkamak zor ve zaman alıcıdır.
Bulaşıkları elle yıkarım.
Ali golden önce elle oynadı.
Hakem elle oynama diyor.
Hakem elle oynama değil, çarpma olduğu görüşünde.
Elle oynama olup olmadığı pilot kameradan net anlaşılmıyor.
Elle kumanda et.
Ali topu elle kestiği için sarı kart gördü.
Gole giden topu elle kesen Ali kırmızı kart gördü.
Eğer elin günah işlemene neden olursa, onu kes. Tek elle yaşama kavuşman, iki elle sönmez ateşe, cehenneme gitmenden iyidir.
Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Tanrı, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz. Herkese yaşam, soluk ve her şeyi veren kendisi olduğuna göre, bir şeye gereksinmesi varmış gibi O'na insan eliyle hizmet edilmez.
Tom frizbiyi tek elle yakaladı.
Bu araba tek elle kullanılabiliyor.
Bu arabayı tek elle sürmek mümkün.
Bu arabayı tek elle sürebilirsin.
Bu fırsata dört elle sarıl.
Ülkede elle tutulur bir heyecan var.
Avrupa genelinde elle tutulur bir endişe hakim.
Oylar teker teker elle sayılacak.
Topa elle dokunursanız hakem faul verir.
Karşılama elle tutulur.
Bir yanda modern sanayi ile bilim arasındaki bu karşıtlık, diğer yanda modern sefalet ve çürüme arasındaki bu karşıtlık, üretici güçler ile çağımızın toplumsal ilişkileri arasındaki bu karşıtlık elle tutulur, ezici ve tartışılmaz bir gerçektir.